Müslüman kim?/Kur’ân’da öteki dinler ve mucize

Müslümanlar, Kur’ân’a bağlananlar, etkin bir hoşgörü içindeyken öteki hak dinler, Hazreti Muhammed zamanında ve ondan yüzyıllar sonrasında hep yanlış yorumlara saptılar:

“Yahudiler, “Hıristiyanlığın temeli yoktur.” dediler. Hıristiyanlar, “Yahudiliğin temeli yoktur” dediler. Oysa onlar kitaplarını okuyorlar. Bilgisizler de tabii onların söylediklerini söylemiştir. Allah, kıyamet günü anlaşmazlığa düştükleri şeylerde, onların arasında hüküm verecektir.” (Bakara Sûresi, Âyet: 114)

KİTAPLARINI DOĞRU OKUMAK

Evet, kendi kutsal kitaplarını bir de yanlış okuma, yanlış yorumlama konusu var. Dosdoğru okuyanlar da var elbet: “Kendilerine verdiğimiz kitabı doğru olarak okuyanlar var ya, işte ona, ancak onlar inanırlar.” (Bakara Sûresi, Âyet: 121)

Allah’ın bütün peygamberleri ümmi idi. Yani okuma, yazma bilmiyorlardı. Sözgelimi, Araplarda Hazreti Ali gibi şair, edip ve bilgin bir insana değil de Hazreti Muhammed’e peygamberlik nasip oluyor. Hıristiyanlarda bunca bilgin varken, “Nâsıra”lı, bilgisiz bir marangoz çırağı, “peygamberlikle” onurlanıyor. Hazreti Musa, hayvanlar için ağaçlardan yaprakları silkeleyerek, çobanlık yaparak geçinen bir ümmi idi. Onların her üçü, o kutsal kitaplardaki âyetleri kendileri nasıl söyleyebilirlerdi? Allah, onları sevmiş, sezgi dünyalarını, kendi ışığı ile, ateşlemiş, can kulaklarına, can gözlerine ve bilinçlerine nur doldurmuş, böylece o kitaplar oluşmuştu.

Artık bu üç peygambere inanılmaz mı? Vahiy yoluyla kendilerine inen Allah buyruklarına inanılmaz mı?:

“Ey inananlar; Allah’a, peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba inanın. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü yalanlarsa, kuşkusuz, derin bir sapıklığa sapmıştır.” (Nisâ Sûresi, Âyet: 136)

Zati bütün bu kutsal kitapların temeli, Allah’ın katında saklı bulunan bir ana kitaptır. Bütün kutsal kitaplar o ana kitapta birleşirler. Öyleyse hak dinlerin birbirlerine düşmanlığı bir anlam taşımaz ki!

Ra’d Sûresi’nde, bütün kitapların birleştiği bu ana kitaba işaret buyrulur ve şöyle bağlanır:

Ana kitap, onun katındadır.”(Ra’d Sûresi, Âyet: 39)

Dinler tarihinde ve dünya tarihinde yok olan milletler hep inkârcıdır. Firavn ve onun kâfir adamları denizde boğulmadı mı? Nuh’un gemisi, tufanda boğulan Allah’a inanmazlar içinde, inananları kucaklayarak Cûdî Dağı’na oturmadı mı? Nuh’un oğlu bile peygamber olan babasını dinlemeden boğulanlar arasında kayboldu. Demek her millet için bir peygamber geldi. Araplar ve bütün insanlık için de son peygamber Hazreti Muhammed:

Semûd milletine ,kardeşleri Salih’i göndererek: Ey milletim, Allah’a kulluk edin. Ondan başka Tanrı yoktur. Sizi yeryüzünde yaratıp orayı onarmamızı, bayındırlatmanızı dileyen odur.” (Hûd Sûresi, Âyet: 61)

Hazreti Muhammed’den önce gelen Musa ve İsa peygamberlere mucizeler gösteren ulu Allah, Hazreti Muhammed’e mucize göndermemiştir. Neden? Daha önce Allah’ı ilan eden, iki tane yazılı kitap getiren peygamberler geldi ya! Onların mucizeye gereksinimleri vardı. Ama Hazreti Muhammed insandı: “And olsun ki Musa’ya dokuz tane apaçık mucize verdik.” (İsrâ Sûresi, Âyet: 101)

Hazreti Muhammed’in güzelim insan oluşu, ne güzel vahyedilir Kur’ân’da:

İnsanlara doğruluk rehberi geldiği zaman, inanmalarına engel olan, sadece “Allah, peygamber olarak bir insan mı gönderdi” demiş olmalarıdır. De ki:

“Yeryüzünde yerleşip dolaşanlar melek olsalardı biz de onlara gökten peygamber olarak melek gönderirdik.” (İsrâ Sûresi, Âyet: 94-95)

(Sürecek)

Özdeyişler
ŞİRAZLI ŞEYH SADİ

Ne kadar güçlü olsan, askerin de çok olsa durup dururken düşman toprağına asker gönderme. Çünkü senin düşmanın olan hükümdar, korugan bir kaleye kapanır. Buna karşılık sen; günahı, suçu olmayan bir ülkeye zarar vermiş olursun.

*

Dünya padişahı da olsa, bir zenginden para, mal aldı mı, o padişah değil, dilencidir.

*

Halkın ağzında zehir gören bir yöneticinin boğazından tatlı su nasıl gelir?

*

Mazlumun kurumuş dudağına söyleyin gülsün; çünkü zalimin dişi, nasıl olsa dökülecektir.


Şardağ, R. (1991, Nisan 2). Ramazan Köşesi 17. Milliyet, s. 18. 


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın