İslâm kim? / Bu savaş deliliği neden?

İşte önümüzde son Körfez Savaşı!…

Gerek var mıydı? Ondan önce ikisi de Müslüman olan İran’la Irak’ın savaşına gerek var mıydı? Saddam, vaktiyle Humeyni’nin “Hazreti Muhammed” adını da aradan çıkararak “Allahü Ekber- Humeyni Rehber” bayrakları sallatması gibi İslâm olan Irak’ın, kendi gibi Müslüman komşusuyla savaşması hak mıydı? Kur’ân’a uyar mıydı?

Son İran savaşına kadar Irak’ın kimya gazı kullanmasına göz yuman, bu maksatla onlara en öldürücü silahları satan Avrupa ve Amerika’yla öteki Müslüman milletlerin birlikte Irak’a karşı savaşması, İslâm ve Kur’ân karşısında nasıl bir anlam taşır?

Hatta hatta, yüzyıllardır Hıristiyan ve Müslümanların savaşmalarında, yani Allah’a inananların, kitapları, peygamberleri olanların birbirleriyle boğazlaşması Hakk’ın emri miydi? Kur’ân buna cevaz veriyor muydu? Bütün peygamberler, bizim kutsal kitabımızın da sağlamlığı üzere puta taparlar ve Allah’a inanmayan kâfirler üzerine gönderilmiştir.

İncil’de de, Tevrat’ta da, Kur’ân’da da olduğu gibi, kâfirlerle savaş, önce onların sataşması, aradaki anlaşmayı onların bozması gibi koşullar altında emrolunmuştur. Peki, bu üç dinin mensupları puta tapmadıklarına göre neden yüzyıllar boyu savaştılar?

GÜZEL KONUŞSUNLAR

Durup dururken putperestlerle bile savaş yok. “İnanan kullarıma söyle, puta tapanlarla bile en güzel şekilde konuşsunlar” (İsrâ Sûresi, Âyet: 53)

Hazret-i Muhammed; nasıl, kâfirlere yumuşak davranıyordu, doğru yola getirsin diye:

Allah’ın rahmetinden dolayı Muhammed! Sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın kuşkusuz çevrenden dağılır, giderlerdi. Onları bağışla!” (Al-i İmrân Sûresi, Âyet: 159)

Kâfirler savaşmazsa, Hazreti Muhammed’in savaşması bile gerekmez. “Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de yanaş ve Allah’a güven.” (Enfâl Sûresi, Âyet: 61)

Ama bu, inatçı, hain ve düşmanlığını sürdüren kâfirlere karşı bir önlemdir. Yoksa Hak peygamberimiz Hazreti Muhammed’in arkasındaki bu inançlılar topluluğu, kâfirlerin kırılan inatları sonunda kervana katıldı.

ŞU DURUMA BAKIN

Puta tapanlardan biri sığınırsa dokunma, buyuruyor Allah: “Ey Muhammed! Puta tapan biri sana sığınırsa o, Allah’ın sözünü dinleyinceye kadar kabul et. Sonra onu güven içinde ulaşacağı yere ulaştır.” (Tevbe Sûresi, Âyet: 6)

Peki Hıristiyanlar, Mûsevîler ve Müslümanlar… Neden Allah yolunda diyerek birbirimize saldırdık? Savaş her üç kitapta da Allahsızlara karşıdır.

Allah, kuşkusuz Allah yolunda savaşıp öldüren ve öldürülen imanlıların canlarını ve mallarını Tevrat, İncil ve Kur’ân’da söz verilmiş bir hak olarak cennete karşılık satın alınmıştır.” (Tevbe Sûresi, Âyet: 111)

BİZ TÜRKLER

Biz Müslüman Türkler, bu ilkeye hep dikkat ettik. Bize sataşılmadıkça sataşmadık. Ama Ertuğrul ve Osmangazi’nin küçük bir toprak parçası üzerinde barınmasını çok görerek onları öldürmek isteyen, Rum tekfurları değil miydi? Bize saldırılınca, bize Hıristiyan din adamları kâfir diye saldırınca Müslüman Türk milleti onların sırtını yüzyıllarca yere getirip durmuştur. Kimin dinini zorla değiştirdik? İspanya’da Müslüman Arap ve Türkler, Mûsevîlere dokunmamışken onları, Hıristiyanlar yönetimi ele geçirince öldürmediler mi? Mûsevîler İstanbul’a sığınmadılar mı? Şimdi Kudüs’te Hıristiyanlarla bir olan Mûsevîlerin Müslüman ve soyca kardeşleri Araplara ettikleri zulme ne insanlık razıdır, ne de kitapları. Bu Mûsevîlerle Müslüman Arapları yan yana getirecek aracı nerede?…

-BİTTİ-

Özdeyişler
ŞİRAZLI ŞEYH SADİ

Eğer öteki insanlara faydalı olmazsan, ha mermer taş, ha sen, ikiniz birsiniz.

A güzel huylu dost! Faydasız bir kimseyi taşa benzetmekle yanıldım. Çünki taş da, demir de, tunç da faydalıdır. Topluma, insanlara faydasız insan, ölsün daha iyi. Çünki taşın bile bir niteliği, bir değeri vardır. Her insan, hayvandan iyi ve şerefli değildir. Yırtıcı hayvanlar bile kötü insana yeğ tutulmak gerek. Fakat kötü insan hayvanlardan da aşağıdır. Bir insan, yemekten, uyumaktan başka bir şey bilmiyorsa, böyle insan, hayvandan daha üstün olabilir mi?

*

Hükümdarların, toplayıp bıraktıkları değil, birlikte götürdükleri işe yarar.

Arkadaş, şimdi elinden gelirken iyilik yap. Yarın kefeni yırtıp elini çıkaramazsın.


Şardağ, R. (1991, Nisan 4). Ramazan Köşesi 19. Milliyet, s. 10. 


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın