İslâm’da sosyal adalet / İslâm mescitleri

Her dinde Allah’a kulluk edilen yerler ve bu yerlerde kişilerin en büyük kudret karşısında ettikleri ibadet biçimleri vardır. Kutsal kitabımız birçok hükümleriyle, sarsılmaz Allah belgeleriyle bize Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve havarilerinin namaz kıldıklarını buyurur.

Bütün sorun, tüm ibadetlerin ruhu, Allah evi kabul edilmiş olan ibadethanelerde, Allah’ın emrettiği, peygamberlerin önerdiği biçimde kulluk görevini yerine getirmektir.

İslâm mabedlerinin asıl adı “mescit” tir. Arapçada “Mescid” olarak yazılan, “Allah’a secde edilen, tapılan yer” anlamına gelen bu sözcüğe, sonradan “cami” sözcüğü de eklenmiştir. Aslında “Bir araya toplayan” demektir cami. Zamanla bizde mescitlerin büyüğü cami adını aldı.

CAMİLERİMİZ

İslâm camileri Allah’ın bütün sıfatlarının birleştiği yerdir. Allah, “Rahman”, “Rahim” olduğuna göre, mescitlerde kılınan namazların dualarında ondan hep acıma, bağışlanma ve esirgenme dileriz. Bu dileklerimiz, Allah’ın yüce katı demek olan arş’ı âlâ’ya yükselir. Her duanın, her Sûre’nin başında “Bismillahirrahmanirrahim” deyişimiz de onun şefkat ve esirgeyiciliğine sığınmanın temel ilke olduğunu göstermez mi?

ALLAH CEMİLDİR

Allah’ımızın bu sıfatı da CEMİL, yani güzel oluşudur. Bu yüzden, büyük sufilere “Cemal dostları”, “Güzellik dostları” denmiştir. İşte Allah’ın eşiği olan bu yüce mabedlerin, İslâm sanatının güzellik galerileri olmaları da buradan geliyor. Mescidlerin, çoğu unutulmuş isimsiz. Sanatçıları, güzelliği, estetiği, Allah’ın mabedlerinde ölümsüzleştirdi. Mihrap, kemer, kubbe ve tavanlarda sanatçı, sanatın doruğuna yükseldi. Daha sonraları kubbe, sütun ve minarelerde, gömme, kakma, süs, bezeme, hatt sanatlarıyla, Allah’a bağlılığın yanında güzel sanatlar da ölümsüzleşti.

Mescit, Müslümanlar için yalnız ibadet yeri değil, adalet mahkemeleriydi. Peygamberimiz, en etkili konuşmalarını buralarda toplanan halka yaptı. Mescidlere cami, toplantı yeri denilmesinin bir nedeni budur. Sonradan mescitler, din ve dünya hükümlerinin yorum yerleri oldu ve yüce peygamberimizin sosyal adalet önerileri bu mescidlerin duvarlarına sindi. Ganimetlerin dağılmasında, varlıklıların, varlıklarındaki yoksul haklarını vermede uyarılmaları, hep camilerimizde oluştu.

(Sürecek)

Özdeyişler
ŞİRAZLI ŞEYH SADİ

Bir adam, duyulduğu zaman yüzünün sararacağı sözü neden gizlice söyler?
*
Duvar dibinde kimseyi çekiştirme, belki de duvarın arkasında bir dinleyen vardır.
*
Ey çok bilen kimse, dilini içeri çek. Çünkü yarın, dilsizlere sorgu sual yoktur.
*
İyi dizilmemiş sözü söylemek, gerekmez. Nasıl ki ölçülmemiş kumaşı biçmek olmaz.
*
Sen, kendinle başa çıkamaz, kendini eğitemezsen, senin düşmanlığına kimse metelik vermez.
*
Bir sözü söylemedikçe, o söze, sen üstsün, ama bir kez söyledikten sonra o, sana üstün çıkar.
*
İnsan; ne beceriksiz, zavallı olmalı; ne de zalim.
*
Onun bunun ayıbını saymakla uğraşma, sen kendi ayıbın ile uğraş. 
*
Batıl, temelsiz bir söz işitirsen kulak verme. Çıplak, soyunmuş birisini görürsen gözünü kapa.
*
Ne karınca; zaif, becerisiz olmakla aç kalır; ne de arslan, pençesi güçlü olduğu için karnını doyurur.
*
Senin için uzun bir yaşam yaratılmışsa seni ne yılan sokar, ne yırtıcı hayvan parçalar.
*
Bilgin, ne kadar çalışsa, ecelden canını kurtaramaz. Eceli gelmeyen cahil de ne kadar sakınmazlık etse, ölmez.


Şardağ, R. (1991, Nisan 7). Ramazan Köşesi 22. Milliyet, s. 18. 


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın