Yeni başbakan kim?

Bir okurum, dokundurabilir mi buna? “Şardağ, Meclis’te beş yılınız tarafsız geçti. Doğruyol’da kimin başbakan olacağı konusunda görüş belirtmenizi merak ediyoruz.” diyebilir mi? Hiçbir gazeteciden, kalem sahibinden esirgenmeyen bu hak, bizden nasıl esirgenebilir? Hele siyasal bir partinin güdüsü altında olmayanlar için bu hakkın kapısı ardına kadar açık olmak gerekmez mi?

DOST DOST

Partilerin başkanları, ileri gelenleri, eski bakanlar ve şu andaki bakanların birçoğu ile kardeş bağları içindeyiz. Bugünkü iktidarın, muhalefetteyken yanında olduk; iktidarı da muhalefeti de doğruya doğru, eğriye eğri bir bakış içinde eleştirdik. Bazı kalemler tarafından hafifsenen, iktidara gelince “Baba”lığı benimsenen, beş ayda tüm programını uygulamaya koyamayınca didiklenen “Doğru Yol” un genel başkanına da Hüsamettin Bey’e de yakındık. İzmir’de başlayıp Ankara’da süren Evren Paşa’yla dostluğumuzu, Süleyman Bey’inkiyle ad başı sürdürdük. Yaşamak ekmeğimizse, katığımız hep dostluk oldu. Şimdi muhalefette kalmış bazı dostlar için onların muhalefete düşmelerine ben neden olmuşum gibi, anlatılabilmesi zor bir duyguyla içim titrer, ezilir dururum.

Demirel, Cindoruk, İsmet Sezgin gibi dostlar benim gönül çiçeklerimdir. Yükseklerde de uçsalar, iktidardan inmiş de olsalar vaz geçemem.

CİNDORUK İÇİN

Hüsamettin Bey… Kapatılmış ve başkanlarının ağzına ve haklarına siyasal kilit vurulmuş olan partisinde, yüklendiği sorumluluğu vakarla taşımış olan Hüsamettin Bey… Sonra da onu, vefa bahçesinden derlenmiş güzel bir buket halinde asıl başkanına sunan Hüsamettin Bey… Getirildiği en yüksek makam olan Meclis Başkanlığı’nı, kendisinden öncekilerle sonradan gelecek olanlara örnek biçimde sürdüren Hüsamettin Bey…

Onun başbakanlığına, markası tarafsız olan şapkamı çıkarıyorum.

SEZGİN İÇİN DE ÖYLE

Sevgili Sezgin için de, onun başbakanlığı için de gönülden alkış tutarım. Bakanlığı sırasında bir kez olsun makamına uğramadığım Sezgin, benim İzmir Belediye Başkan Yardımcılığım sırasında yüksek öğrenimini yapıyordu. Sık sık odamdaydı. Ağırbaşlı, kültürlü, sanatsever, şiir yazar, içi ülke sevgisiyle dolu bir delikanlı.

Süleyman Bey’e vefada en başta yarışanlardandı: Bakanlığı sırasında efendi mi efendi, kültürlü mü kültürlü, sulu zırtlak demeçler vermekten uzak mı uzak kaldı.

Terörün belini kıran çalışmalarında payına düşen övünç hakkını bile kullanmamıştır. Başbakanlığını gönülden benimserim.

SONUÇ DEĞİŞEMEZ Mİ?

Değişebilir. Hiç aklımızdan geçmeyen bir isim de ortaya çıkabilir. Bu arada, kendisiyle Süleyman Bey’in odasında bir kez el sıkıştığım Sayın Tansu Çiller de beklenen adların arasından sıyrılarak zirveye gelebilir. Daha başka değerli isimlerden biri de umulmadık bir çıkış yaparak öne doğru atılabilir.

Ama bizim gönlümüz ve kanımız, bu iki isimden biridir. Yanılırsak da üzülmeyiz ki! Yanılmamak yalnız Allah’a özgü değil mi?

SİYASETE KATILMAK DEĞİL Mİ BU?

Bir daha anımsatmak isterim. Bana “Hükümette, Meclis’te değilsin. Sütun sahibi yazarların belki en eskisisin. Milletvekilliğinde bile tarafsızlığı seçtin. Bize daha çok sanat, kültür ve tarih yazıları yazsan olmaz mı?” diyenler olabilir.

Zati öyle yapmıyor muyum? Ama yeni bir hükümet kurulacak. Doğru Yol genel kurulunda birçok insan adaylığa soyunuyor. Ülkenin en önemli konularında kaleme aldığım bu tür yazılar, ötekilerin onda biri bile değil.

Ne ki ortada bir başbakanlık konusu var. Seçilecek yeni hükümetin başı Türkiye’yi icranın başı olarak büyük bir sorumlulukla yönetecek. Hükümet içinde ahengi sağlayacak. Dış dünyaya mesaj vermiş olacak. Süleyman Bey’in, Anayasa yeminine sadık kalacağına, geçen dönemde olduğu gibi hükümete zırt pırt müdahale etmeyeceğine kesinlikle inanıyorum. Ortada bir ülke sorunu var; horoz dövüşü değil ki! Önemi çok büyük olaylar karşısında suspus olmanın savunulur yanı var mı? Biz böylesi önem taşıyan konularda muhalif partilerin bile amblemlerinin dışına çıkarak oy vereceklerine inanmak istiyoruz. Cumhurbaşkanı ve başbakan seçiyoruz; evimize kapı mandalı değil. İşte bu nedenle kalemimizi, siyasal bir konuya çevirdik. Milletvekillerimizin tümü, küçük hesapları bir yana atmalı. Yeni bir seçime gidemediklerine göre oylarını, vicdanlarına kulak vererek sandıklara atmalıdırlar. Anayasamızın bu konuda koyduğu oyların gizliliği ilkesi de bunun bir kanıtı değil mi? Sinema, tiyatro, müzik, Türkçemiz ve tarihimizin güncel konularını, işlemeyi sürdüreceğiz.


Şardağ, R. (1993, Nisan 29). Yeni Başbakan Kim?. Milliyet, s. 17. 


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın