Sivas olayları ve İslâm

Devlet’in ihmali mi, Belediye Başkanı’nın kışkırtıcılara gizli destek verişi mi, “Ben Müslümanım” diyen, kendilerine “tarikat”çiliği yakıştıran, kökten, hayır hayır hiçten dincilerin eylemleri mi, Pir Sultan etkinliklerine giderken neyi değerlendireceklerinin ayırımında bile olamayanların zavallılıkları mı.. Yoksa ruhsal bunalım geçirdiği kuşkusuna kapıldığımız Aziz Nesin’in Alevi Sünni Müslümanların kardeşçe yaşadığı bir kenti karıştırması mı, felaketi, bunların hepsi birden mi oluşturdu?

ZOR CİNAYET VE İSLÂM

İslâm’ın cinayetle, zor kullanmakla bir ilgisi yok ki! Kana ve zora, Kur’ân’ın hükümleri ve Allah izin vermez.

Ben Müslümanım deyip Kur’ân’ı açıp okumayanlar da kökten dincilik adı altında hiçten dinciliğe soyunan kardeşlerimiz de okusun:

De ki: (Allah’ın dilemesi dışında ben kendime fayda ve zarar verecek durumda değilim.” “Ben sadece inanan bir milleti uyaran ve müjdeleyen bir elçiyim.” (A’raf Sûresi, Âyet: 188)

Demek peygamberimizin bile İslâm adına zor kullanma yetkisi yok.

Ey Allah adına ahkâm kesenler! Tarikat başılarını değil, perde arkasındaki siyasetçileri değil, Allah’ı dinleyin:

Kur’ân, ancak dünyalar için bir öğüttür.” (Sa’d Sûresi, Âyet: 87)

De ki: Allah’ın dilemesi dışında, ben kendime fayda ve zarar verecek durumda değilim.” (Yunus Sûresi, Âyet: 48)

Ey eli sopalı, Allah, Muhammed ve Kur’ân dururken tarikat başı olduğu söylenen bir adamın peşinde koşan Müslüman kardeşlerim! Sizler Kur’ân’a karşı mısınız? Koskoca Osmanlı İmparatorluğu’nun hiçbir dine, hatta mezhebe baskı yapmadığını, saygı duyduğunu bilmiyor musunuz? Bu satırların sahibi Kutsal Kitabımızı beş buçuk yaşında hatmetti. Sonraki yıllarını babasının yardımı ve yabancı dil çabalarıyla doldurarak İslâm’a eğildi.

Diyelim ki Aziz Nesin hastadır; kendi söylediğine göre Allah’sızdır. Şardağ gibi, sizler de buna üzülmektesiniz. Ama böylelerine ceza vermeye, Cumhuriyet’in laisizminden önce Allah izin vermiyor ki:

Ey Muhammed! Rabb’in dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi inanırdı. Öyleyken insanları inanmaya sen mi zorlayacaksın?” buyuran, hoşgörüsü sonsuz, güzelim Allah adına silah kullanmak.. Hayır hayır! Hoşgörüsüzlük Hıristiyanlarda, hoşgörü bizde.

YA TARİKATÇILIK

Güldürmeyin beni. Hiçbir İslâm bilgini ve bilgesi, hiçbir Tanrı vurgunu tarikat kurmamıştır. Ne Gilanlı Abdülkadir, ne Muhammed Bahâeddin Nakşbend, ne Mevlânâ,ne Hacı Bektaş, ne Hacı Bayram… Bunların hepsi Allah tutkunu. Gece ve gündüzlerini O’na adamışlar. Onlar, o Yüce’ye ulaşınca çevresindekiler anılarını sonsuzlaştırdılar.. Yüzyıllar akıp gitti. Tarikatler yozlaştı. İmparatorluğumuzun son üç yüz yılında, dünya hırsı ile camilerde sopalarla birbirlerine girdiler. Kâtip Çelebi, IV. Murad’a verdiği “Mizân’ül hak fi ihtiyâr’ül e hak” adlı rapor kitabında, bu tarikatçiler için seliseyf yani kılıçtan geçirme önerir. Sivas’taki olaylarda bu tarikatçilerin yanlışı, hatta günahı yok mu?

YA PİR SULTAN ABDAL’I ANMA PROGRAMI

Sivas.. İçinde Sünni Alevi Müslümanların kardeşçe yaşadığı ülke.. Sevgili Veysel’imizin ilkesi. Pir Sultan Abdal adına kültür etkinlikleri yapılıyormuş. Kendisi anılacak olan ozanın sanlarına bakın: Pir! En ileride, en yetkili, en usta demektir. Ya Abdal? Tasavvufçu halk dilinde, Allah tutkunu, Allah’ta kendini kaybetmiş kişidir o! İstirham ediyorum, böyle bir kültür etkinliğine üç kez Allah’ı, Kur’ân’ı inkâr eden Aziz Nesin çağırılır mı? Siz bu çağrıyı yapanları da hoş mu göreceksiniz?

Ben köktendincilere ve can korkusuna düşünce, “bu nasıl din” diye bağıran Aziz Nesin’e, batıda Müslüman etlerini kızartıp yiyen Hıristiyan vahşetini örnek göstermiyorum; Kur’ân’a dönülmesini istiyorum. Dinci câhillerle din bilgisi cılız aydınları ışığa kavuşturacak olan Kutsal Kitaba eğilmeyi öneriyorum.


Şardağ, R. (1993, Temmuz 8). Sıvas Olayları ve İslâm. Milliyet, s. 17. 


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın