Ah ah ah

Şu “ah” ünlemine, neden bu kadar yapıştık? Sözcük olma onuru bile yok. Ama bastıbacak görünümü ile sözlüğümüze girmiş. Ne var ki yıllardır ülkemi saran yolsuzluk, rüşvet ve hırsızlıklar karşısında önemi daha da arttı. Çoğunlukla, ses tellerimizden her çıkışında, mutlulukların sergilenişine ya da derin sevdalara bayrak sallar. Hatta umutsuzlukların şiir ve müziğinde de, eserlerinde de pansuman. Yıllar var ki rüşvet, hırsızlık, yasasızlığı olağan sayma ve halkımın sefaletten kurtulamaması nedeniyle de bol tükrüklü “tuu!” yerine geçiyor. Ne ki kendisi, cisimsizliği ile bir sözcük bile olamamış. Rahmetli Muallim Naci ah’a anlam bulamamış: “Çeken bilir” diye karşılayıvermiş.

Hanidir ülkem, namuslu memur, işçi, topraksız köylü ve ırgatlar için yaşanılamaz bir ülke durumunda. Halkımızın büyük çoğunluğu partilere, hükümetlere, yolsuzluklara karşı, ülkemi “Kürdistan-Türkiye” diye bölmeye hazır kalemlere, Türk bayrağından utanan milletvekillerini hala göğsünde barındırmaya çalışan parlamenterlere kırık. Yurtta kan oluk oluk akarken çoğu haram paralarla ya da banka kolaylaştırmalarıyla zengin olmuşların düğünlerine gidip lök gibi kurulan hükümet ve devlet adamlarına karşı kırık.

On yıl önce “ortadirek” diye gelip direğin tepesindekileri ve kendi soysoplarını kalkındıran, çıkarcı, pis, kekre kalemlerden alkış toplayanlara karşı halkım kırık. 

Sosyal demokratların tümü, onlara karşı olanların hepsi ezilenlerin daha da ezilmesinde istemeden bir şer ittifakı görünümündeler.

BU PARALAR SİZİN Mİ?

Hani, düğünlerde, çocuklarınızın büllüğü kesilirken harcadığınız o paralar var ya…Hani yaptığınız evlendirmelerde okuyucuların başlarından serpiştirdiğiniz dolarlar var ya! Hani, hani, Allah’ın verdiği o güzel hançere ve ses aygıtı dışında her şeyi ile güzel olmayan bir İbo var ya!..

Hamile bıraktığım kadınlar, yirmi mi, daha fazla mı, sayısını bilmiyorum” diyen bu adamın bulunduğu düğünlerin sahipleri ve oralara gidip kurulan, ülke yanarken gülücükler dağıtan dünkü, bugünkü devlet büyüklerimiz var ya!..

İşte üzgün, kırık ve perişan halkımın imdadına, yine bu “ah” yetişiyor, ama faydası ne? Önce bu dolar ve servet görmemişlerine bir uyarıda bulunalım; tabii güzelim Kur’ân’la İslâmla ilgili bütün kitaplara gözlerimizi kapatalı ve “Kur’ân’a dönün” diyeli yarım yüzyılı aşıyor. İşte o yüce Kitab’a göre hiçbir zengin, servetinin sahibi değildir. Alnının teriyle çalışıp kazansa bile bu servette, çalışan yoksulların, işsizlerin, zavallı kardeşlerinin de hakkı vardır. Düşünün beyler, hanımlar, “Kullarım! Bu denizler, bu topraklar, bu nehirler sizin; besinlerinden faydalanmanız için sizlere bağışladım” buyuran Allah’ımız, bu aşırı varlıklıların, yoksullarla rızıklarını paylaşmalarını buyurur. Siz bir zenginin peygamber olduğunu gördünüz mü?

Nereden anlayacak yoksulun halini? Hz. Muhammed, Hz. Musa, çoban değiller miydi? Hz. İsa’da marangoz çırağı. “helâl kazandım” diye servetinin üstüne yatan zenginleri uyarıyorum ben:

Ey Muhammed! Malları ve çocukları seni şaşırtmasın. Allah bu mallarla, onlara azap vermek ve canlarının imansız olarak çıkmasını ister.” (Tevbe Sûresi, Âyet: 85)

TASAVVUFU ANLAMADILAR

Allah’ın büyük tutkunlarını “bir lokma, bir hırka” diye hafife alanlar düşünemediler ki, acımasız zenginlere, zekatla işi geciktirdiğini sananlara bir tokattı tasavvuf!

“Komşu açken tok yatılmaz” hadisini yineliyordu rahmetli Özal! Bana bir parti büyüğü, bir devlet adamı, bir sosyal demokrat lider gösterebilir misiniz, milletin on yıldır çektiği sefaletlere karşı uykusuz geceler geçirsin. Türkiye’nin sosyal yapısı israf, haram paralar, rüşvet pislikleriyle, sosyal sefaletlerle gıcırdıyor. Muvafık ve muhalif, tepede oturanların tümünün can kulağı ile okumasını istediğim bir Mesnevi bölümünü aktarıyorum. İbrahim Edhem hükümdar, bir gece tahtında kurulmuşken damda tıkırtı duyar. Peri sanır. İnsan olduklarını anlayınca, “Ne arıyorsunuz?” diye sorar. “Develerimizi arıyoruz” yanıtını alınca, “Damda deve aranır mı?” der; “Peki ya sen taht üzerinde oturup padişahlık ederken Tanrı’yı bulacağını nasıl umuyorsun?”

O günden sonra İbrahim Edhem’i bir daha gören olmadı. (Mesnevi, cilt 4, s. 667)

Aman, iktidar, muhalefet partileri ve Devlet Başkanımız, siz yerinizde kalın lütfen. Halkımın ahındaki ölçüye dikkat etmeyi unutmayın!


Şardağ, R. (1993, Eylül 9). Ah ah ah. Milliyet, s. 20.


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın