
“Ne aptal adam”, “Ne cahil adam”, “Ne bomboş adam”.. Sıralayabilirsiniz. Ama karşınızdakini ufaltmanın en güçlü yolu şu değil mi:
“-Kültürsüz adam!”
Nerelerde kullanıyorsunuz bu deyimi? İlkokul çağındakilerde, hatta liseyi bitirmiş, üniversite öğrenimi görmüşlerde bulduğumuz eksiklere bile türlü türlü sıfatlar yakıştırıyoruz da “pek, kültürsüz” diyemiyoruz. Ama kendisi anasının karnındayken, Türkiye’ye umut güneşi doğduran Atatürk’ün Cumhuriyet anlayışını hafifsemeye yeltenen “2. Cumhuriyetçi” zibidilere, “Kültürsüz” diyebiliyoruz güzelim öz dilimiz dururken, her gün Osmanlıca patlatıp caka satmak isteyen devletin kodamanlarını, “icraat”, zati, “icraalar” la, bir kez daha çoğullaştırmayı kültür eksikliği ile yorumluyoruz.
BU NE TILSIMLI SÖZCÜKTÜR
Yerin altını kazıp geçmiş dönemlerin altın ışıklarını fışkırtıyoruz. Ne için kültür için! Bütün dünya yerlerin altını tırmalıyor. Geçmişine eski takılarını arıtıp, cilalayıp bugünlere ve yarınlara selametliyor: Kültür! Birçok soydan oluşmuş, karmaşık milletler birleşimi olan İngiltere, caddelerinde iki katlı minik, şirin görünümlü evciklerine katılacak zıpçıktı yenilikleri, üzerine at sineği konmuş bir insanın tiksintisi içinde kışkış ediyor: Kültür!
Toprak altından çıkan yüzyılların birikimi, gelinler gibi süslenerek yeryüzüne güneş doğduruyor: Kültür!
Yüzyılların gerilerinde uyuyan ezgiler, şiirler, zümrüt parmakların süslediği elişleri. Erkek, kadın hophopları, tıpışlı, dönüşlü, cümbüşlü, şekilli oyunlar…
Kültür!
BİZDE
Avrupa… Hind- Avrupa kökenlilerin göçüp yerlilere karıştıkları sınırlı bir tarihin çocukları.. Ya biz? Çin gibi, Hind gibi eski, en eski bir milletiz. Sümerliler, Hitit’ler, sonra Yunanlılar, sonra Bizanslılar, Romalılar, daha sonra boy boy Asya’dan Horasan’a, Horasan’dan Anadolu’ya, Bizans’a doluşmuş Türkler.. Köktürk ve Hiyonku’lardan başlayarak her göçtükleri yerlerde güneş doğdurmuş ulusumuz. Hani bazı cahil, yoz ve kof kalemlerin, “Köylü Türk, göçebe Türk” diye horlanmaya yeltendiği aziz milletinden kalan, yaban ellere kaçırılan, öksüz bırakılan, şanına gölge düşürülen kültür eserlerimiz…
Birkaç kez Milli Eğitim’in poposuna yapıştırılan, sonra yeniden bağımsızlaştırılan, değerini bir türlü ölçemediğimiz Kültür Bakanlığı.. Biz, onun başına getirilen iyi niyet dolu bakanlardan pek çoğu ile Sayın Maraş dışında dost kaldık. Onları yanlışlardan koruduk. Güzel girişimlerine destek verdik, tabii, her zaman olduğu gibi çıkarsız, karşılıksız..
YA FİKRİ SAĞLAR
Bir zamanlar siyasete katılma talihsizliği ile Meclis’e girip istifa edene kadar aynı partide, birlikte bulunduğumuz, sevdiğim, güzel duyguların sahibi dört beş arkadaşımdan biri.. Paris’te kurtuluşu zor bir hastalıkla savaşırken bakan oluşunu, vefalı telefonundan saptamıştım. Bazı kalemler, Sağlar, daha soluk almadan, çalışmalara yeni girişmişken hırpalamaya çalışmışlardı. Bu, iyi niyet dolu çocuk inanmışlığındaki kalbin sahibini destekleyen birkaç yazı yazdım. Fiki Sağlar, tarihi bir kiliseyi onarmıştı: Vay efendi..
Kültür Bakanı’ydı. Yüce milletimin tarihe şan olan kültürü gibi, başka ulusların armağan ettiği kültürleri de koruyacaktı.
Çanakkale şehitleri! Bugüne kadar bizi utandıracak bir vefasızlık içinde toprak altında ağladılar, ama Sağlar’ın girişimiyle mutlu uykularına daldılar. Tarihi eserler restorasyonu hızlandı. Kültür Bakanlığı yayınları, Sağlar zamanında Türk kültürüne ayna tutan eserlerle doldu.
Özgürlüklerine kavuşma yolunda çırpınan kardeş Türk ellerinin dil alfabe kucaklaşmaları, Türk dili kurultayı, onun zamanında hazırlandı; gündemine girdi.
VE EN SONUNDA
Evet, en sonunda Türkiye’den kaçırılmış, ya da kültür domuzları tarafından dünyaya satılmış eserlerden en önemlisi, Lidya Kralı Krezüs’e ilişkin Karun Hazinesi, yıllardır uykuda ve girişimler halindeyken Türkiye’ye bu genç Bakan eliyle getirildi. Yazık ki televizyonlar, milliyetçiliği kimseye bırakmayan büyük sorumlular ve basının pek çok kalemi suskun kaldı.
YETER Mİ
Türkiye’nin neresine bir kazma sallasanız kültür fışkırıyor. Ama devletin ağırlığından henüz umut yok. İstanbul!. Göklere tırmanan gökdelenlerde, Türk tutkusunu silme yarışındaki mimarlarımız!. Bize göre tarihsiz sayılan Batı’daki büyük kültür aşkı.. Türk asıllı bir Fransız siyasetçisi Alen Şirin, bir yazısında, Fransa’ya “Avrupa Kültür Bakanlığı” kurma önerisinde bulunuyor. Türk kültürü, İstanbul’dan her gün biraz daha siliniyor, sökecek şafağı bekliyorum.
Şardağ, R. (1993, Eylül 30). Kültür. Milliyet, s. 20.
Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

