
Televizyonları izliyor musunuz? İstanbul belediye başkanı olmaya soyunan adayların karşılaştıkları soruları da izlediniz elbette. Herbirini, öteki partilerin adaylarıyla kapıştırıcı nitelikte konuşmaların içine atıyorlar.
Eski belediye başkanlarından Dalan’ın İstanbul’a yaptığı hem güzel, hem de çirkin katkılarının bilançosu çıkarılıyor. Refah Partisi’nin adayı ile karakucak güreşe zorlama taktikleri veriliyor. Ama her iki partinin adayı, oyuna gelmiyor, ne güzel değil mi?
Dalan yüksek mühendis. Benim tanıdığım kadar da zeki. Bu güzelim kente elden geldiğince hizmet verdi. Onun karşısına, “Çöp konusu ve hava kirliliğini ne yapacaksınız?” diye çıkılması biraz gülünç olmuyor mu? Ne diyecek? “Esefle söylüyorum; çöpler, dağlar halinde birikecek, susuzluktan yaz boyunca halkımız inim inim inleyecek” demeyecek elbet! “Size, gıcır gıcır temizlenmiş, zehirli dumanlardan arınmış güzel İstanbul’u sunacağım. Haliç’i gözlerime benzetecekken yarım kaldı. Bıraktığım yerden başlayacağım” diyecek değil mi?
“Şişli Belediyesi’yle, Anakent Belediyesi’nin, ‘sakıncalıdır, yangın çıkar’ diye geri çevirdiği tiner imalathanesine, yetkimi kullanarak ben izin verdim, Bir yangın çıktı, dokuz kişi öldü. Yazık ki bu felaketin onay imzası benimdir” diyemeyecek elbet. Boğaziçi’ni yeşil abajurlar gibi süsleyen çamların akıbetini sorup da işleri karıştırmayalım.
YA İSTANBUL’A GÖÇ
Bunu ne Dalan’a ne öteki adaylara soramadı televizyonlar; soramıyorlar da. Bu göçler, devletin oturmuşluğuna bağlı. Mustafa Kemal Atatürk dönemi dışında, İstanbul’a göç durmadı ki! Kâtip Çelebi, “Mizan’ül hak fi ihtiyar’ül ehak” adıyla yazıp IV. Murad’a sunduğu raporunda, bir yerde, “Padişahım, İstanbul’a göçü durdurun” der. Göç durmaz ki! Kim, bu cennet kente koşup gelmek istemez ki! Hele bir de buna ekonomik çöküşler, sefaletler, bin çeşit zorunluk katılırsa…
Özel televizyonlardaki görevlilerin, adaylara soracakları asıl konular daha başka alanlarda.
İstanbul’a nasıl bir kültürel yazgı düşünüyorsunuz? En başta Ermeni asıllı Türk mimarbaşı Balyan ailesini defterden silen Sayın Dalan olmak üzere Anavatan’ın adayı, eski Doğru Yol’cu sayın Kesici’ye de yönelin. Refah partisi adayına; İslâm sosyal adaletini, İstanbul’un pislik, israf ve hayasızlıkları yanında yıllardır yaşadığı utanç verici sefaletini sorun. Bağlı oldukları partiler değil, adayların kişiliğidir, üç büyük kentimiz için önemli olan. Çağdaş çevrecilik ve turizm anlayışıyla, bu kent nasıl önce madde, sonra manaca zenginleşir? Kültür hazinelerimiz, nasıl dünya zenginliğini ayağımıza getirir? Padişahların şair ve müzisyen olduğu İstanbul’u utandıran, kulüp, bar ve özel televizyonlardaki, müzik süprüntülerini anımsatın! Türk dilini, güzelim İstanbul Türkçesini perişan etmelere karşı belediye başkanı olurlarsa ne gibi öncü girişimlerde bulunacaklar? Sorun! Kültürü, efendiliği, dengeli ve edepli müziği ile dikkatleri çeken Zülfü Livaneli ne diyor? CHP içindeki temiz geçmişiyle Ordu’daki SHP, Ankara’daki CHP il başkanlığını başarıyla yürüten, 1977 – 1980 arasında Ordu milletvekilliği yapan sayın Ertuğrul Günay’ı, bu konularda konuşturun.
GÖNLÜM İSTİYOR Kİ
Üç büyük kentimizde oy verecekler partilerden çok, adayları dikkate alarak oy versinler. Zati maddi olanakları bol ve onu seferber edecek güçte olsaydılar, büyük kentlerin adayları, bu işi partisiz de alıp götürürlerdi. Örneğin bunlardan biri İzmir adaylarından Burhan Özfatura’dır.
BURHAN BEY’E DİKKAT
Siyasal Bilgiler’den diplomalı ve İzmir İşletme Fakültesi’nin uzmanlarından, Brüksel’de Katma Değer Vergisi konularında ayrıca yetişmiş olan Burhan Bey Doğru Yol’un adayı.
“Ama efendim, eskiden ANAP’ın belediye başkanıydı.”
Bu tür iddialara gülüp geçin! Ne farkı var ki, iki partinin?
Programları tıpkı, eğilimleri benzeşik. Sadece liderleri söz düellosunda.
İzmirlilere, belediye başkanı gerek. Deneyimli, az sürede çok işlerin kalkabilmiş. Kursağından içeri haram zerresi girmemiş. Uygar ve atılımcı!
İzmir’de TANSAŞ buluşu onun. Tam 57 TANSAŞ kuruluşu da Özfatura’nın eseri. Dar gelirliler için EVKA’da barınak Kur’ân bu insan, Mustafa Kemal sahil bulvarının kurucusu. Yaptığı spor tesisleriyle Avrupa’nın ilk on kenti arasına girdi İzmir. Yoksullar için aşevlerini ilk başlatan oydu.
İzmir’de kültür ve sanatın canlanışına hız veren, çevre sorunlarına eğilen, Konak ve çevresi için bir kültür merkezi hazırlayan Özfatura’nın Buca Anglikan Kilisesi’ni onararak orada çok sesli koro konserleri başlatmasını da unutmuş değil, İzmirliler.
GÜNGÖR BAYRAK OLAYI
İzmir Fuarı’na bir sanatçı grubu gelir. İbrahim Tatlıses’le Güngör Bayrak Hanım da var. Bir akşam dinledim sesinde nitelik bulamadım. Ama sonra ne oldu bilmiyorum, gazetelerde bir haber:
“Burhan Özfatura, Güngör Bayrak’ın Fuar’da sahneye çıkmasını yasaklamış.”
Ben de belediyecilik yaptım İzmir’de belediye başkan yardımcılığı ve vekilliği yaptım. Belediyeyi ilgilendirmez ki sahnede çalıştırılmamak olayı. Sonradan bir emniyet sorumlusu, “Hocam, giyinişi müstehcenliği, müstehcenliği utandıracak nitelikteydi” deyiverdi. Güngör Hanım, olayı basına duyurunca ve Özfatura’nın üzerine atınca Sayın Güngör Hanım’a yol açıldı, bir Avrupa turnesine katıldığı sırada Leydi olup çıktı.
Özfatura içki içmez, ama içkili kokteyllere eşiyle birlikte katılır ve hanımının yüzü açıktır.
İstanbul’da Doğru Yol adayının başarı hanesini kabarık bulamadım. İzmir’deki Doğru Yol adayı ise deneyimden geçmiş başarılı bir insan olarak bakıyorum.
Kendisinde mevcut – laf ola beri gele değil – sıcak Allah sevgisini, bir kusur gibi göstermek isteyenler çıkarsa, kızılmaz ki!
Onlara da eyvallah!
Şardağ, R. (3 şubat 1994). Partilere değil, adaylara bakın. Milliyet, s. 24.
Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

