
Son zamanlarda, gazetelerimizin fotoğraflarını görüyoruz. Müzik ya da mankenlik dünyasının içinden çıkan bazı hanım kızlarımız boyunlarında birer haç, basına poz veriyor, gülücükler dağıtıyor. Bizlere, “Cicilerimi gördünüz mü?” gibimsi bakıyorlar ve de sanki soruyor gibiler: “-Nasıl, güzel mi, yakışıyor mu?”. Sanırım, çoğu seçilmiş güzellerden. Ama o haç ne? Acaba niceliğini tanıyorlar mı taktıklarının? Hıristiyanlığa mı soyunuyorlar? Bizi bu da pek ilgilendirmez zati. Ne ki bu konuda belki de bilmek istedikleri bir şeyler olabilir diye düşündük. Bazı küçük açıklamalarda bulunmak istedik.
Bize Arapçadan geçen, Kabe’yi ziyaret anlamıyla Hac sözcüğü ile karıştırılmasın. Onların taktıkları haç, matematikteki artı işareti gibidir. Hıristiyanlar için kutsal bir imge. Allah’ın sevgili peygamberlerinden olan Hz. İsa’nın, putperest Romalılarca iki kolu gerili çivilenerek öldürülmesinin işaretini simgeler. Biz Müslümanlarsa, İsa Peygamber’in, çarmıha gerili çivilenmeden önce ulu Allah’ının, onun ruhunu çoktan almış, kendi katına yüceltmiş olduğuna inanırız.
Hıristiyanlığa İmrenme mi?
Hemen söyleyelim. Ne biz, ne her hangi bir kuvvet, isteyenin dilediği dini benimsemesine karışmaz. Yüzyıllarca Avrupa’nın son ülkelerine kadar dayanmışız da kimin dinine dokunmuşuz? Sevgili İsa’nın, biz Müslümanlar, (*) kıyamete yakın günlerde yeniden dünyaya geleceğine ve Hz. Muhammed’in peygamberliğini onaylayacağına inanırız.
Gerçek Hıristiyanlık, Hz. İsa’nın buyruklarına dosdoğruca inanılmasına bağlıdır. İsa Peygamber’in İncil’ini, yüzyıllar sonra yazan Matta, Yohanna, Luka ve Markos’tan bazı alıntılar yapalım, bir de Hıristiyanların yüzyıllar boyu buna ne kadar uyduğunu görelim:
Luka, İncil’inin 20-23. Âyetleri arasında Mesih, bakın ne diyor:
“Ne mutlu barışçılara! Çünkü onlara Tanrı çocukları denilecek.”
Cici kızlar! Gözlerinizi lütfen Bosna’ya çevirin. Hıristiyan milletlerin yüzsüzlükle seyrettikleri zulmü düşünün biraz ve cinayetleri unutmayın. Bir de sevgili İsa’nın, “Ne mutlu barışçılara” seslenişini göz önüne getirin ve son peygamber, tüm dinleri onaylayan bütünleyen Hz. Muhammed’e, Allah’ın, “Hep birlikte barışa gidin” vahyini anımsayın.
Tarih Okumadınız mı?
Papaların kışkırtmasıyla Fransa’dan kalkan Haçlı ordularını anımsayın! Sırtlarında birer haç işareti! Nereye gidiyorlar? Müslümanları öldürmeye. Kendileri ölürlerse nereye gidecekler? Cennete! İşte Haçlıların son kafilesi!. Cami’ül Ömer’de savunmasız kadın ve çocukların akan kanları, şövalye atlarının diz kapağına dayanmış. “Açız” diye bağırışıyorlar, Hıristiyanlık aşkına, Kudüs’e gelen Haçlılar. Papa haykırıyor: “-Ne duruyorsunuz? Müslüman eti yemek, biberli tavus kuşundan daha lezzetlidir! Kesin! Yiyin!”
Yiyor ve kusuyorlar. Öte yandan, onları utandıran sevgili İsa buyuruyor; Luka İncili’nin 38-42. Âyetlerinde:
“Sağ yanağına kim vurursa ona, öteki yanağınızı çevirin!”
Ama ben biliyorum!
Bu cici kızlar, işin şakasındalar! Kimseye benzemezlik ve yenilik içnde bir görünüm sergilemek istiyorlar. Onlara bir noktada katılabilirim de, eğer haçın gerçek anlamını bilebildiklerini sansam! Bütün dinleri tamamlayan Kitabımız, Hz. İsa’yı Hakk peygamber olarak tanıyor mu ve bu peygamber, Romalı putperestler tarafından put biçimide kolları gerilerek öldürüldü mü? Getirin o haçı, İsa sevgisiyle ben de öpeyim ve canileri tüküreyim. Allah’ın peygamberi öldürülürken ödlek Hıristiyanlardan bir teki bile ortada görülmedi. Tek bir insan, bakire Meryem gözyaşlarıyla Hz. İsa’nın ayaklarına kapandı. Ama sayın papazların savurdukları haç, bu anlamda mı?
Hadi Canım
Bu kızlarımız işin züppeliğinde olmalı. Onlar, adı “pop” mu “popo müziği” mi nedir, Türk hafif müziğinin güzellikleri dışında tuttuğum bu dalın elemanları mıdırlar? Ya da bazı mankenlerimiz mi? Belki de yüksek adı verilen sosyete içinde çıkmışlardır. Herhalde meraklı tazeler olmalı. Başkalarından ayırt edilmeye ve gözlere batmaya, bilemediniz, salt dikkat çekmeye çalışıyorlar. Bizim süslemecilik, bezemecilik tarihimizde, mücevher üzerine ne baş yapıtlar var. Özgün görünmek için, söz gelimi tek kulağından omuza kadar düşen bir küpeyle gel! Zümrüt, gümüş, altın, pırlanta karışımı, yarım metrelik bir takı kompozisyonunu göbeğine kadar indir.
Şimdi onlardan beni okuyanlar olursa, belki de şöyle diyebilirler:
“Efendim, biz Haç takmayı yeni bir şaka olarak düşünmüştük. Bunun ciddiye alınır bir yanı yok ki!”
Olabilir! Biz de zati biraz gırgır geçiyoruz, a hanım kızlarımız!
(*) Müslüman, sözcüğünün doğrusu Müsliman’dır. Zati çoğuldur. Onu yeniden çoğullaştırmak doğru değil; ama bu, artık doğrusunu unutturmuş bir yanlıştır.
Şardağ, R. (1994, Mayıs 19). Haçlı Hanımlar. Milliyet, s. 20.
Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

