
Benim haftada bir kezlik yazı sütunum var. Her yazıyı izleyerek gelen yirmiye yakın mektup, şiir ve daha başka kitaplar için her gün yazmaya kalksam yine yetişemem. Zati sağlığım, başını alıp giden yaşım, haftada biri aşacak durumda da değil. Ama teşekkür edenlere ben de şükranlarımı sunuyor, özürler diliyorum, hepsinden. Ne ki Manisa’dan gelen mektup bambaşka. Adının yazılmasını istemeyen okurum, serbest girişimci. İyi niyetli. Belli ki epeyce tarih okumuş; dolu.
DİYOR Kİ
“Ben öz be öz Manisalıyım. Hatta kökenimin Saruhanoğulları’na dayandığı kesinkes bir gerçek. Manisa’nın tarihine bakıyorum: Saruhanoğulları, öteki Türk beyliklerinden ayrımı olmayan bir beylik. Onun gibi, Osmanoğulları da Horasan’dan koparak Anadolu’ya en son gelen bir beylik. Saruhanoğulları’nın ve öteki Türk beyliklerinin de bağımsız kalma hakkı olamaz mıydı? Gerçi Osmanoğulları’nın bu kente katkısı, Fatih gibi bir kahraman atamızın kentimizde yetişmesi, şükran duyulası hizmetleri unutulamaz. Sayın Şardağ ben Türk beylikleri arasındaki bu kavgayı anlamıyorum. Çelebi Sultan Mehmed tarafından, atamız Saruhanoğlu Hızır Bey idam ediliyor. Gerçi benim atalarım da Osmanoğulları’na az çektirmediler. Nedendi bütün bunlar?”
YANITI PEK ZOR
Akademide, üç yıl, Türk kültürü dersi okuttuğum, Kitap Sarayı’nda, sekiz bine yakın yazma eserlerini incelediğim sevgili Manisa’nın bu güzel yazan, güzel düşünen insanına yanıt vermek kolay değil!
Okurum, şunu unutmasın, Batı’da da aynı soydan insanlar arasında kavgalar sürüp gitti. Aynı dinden olan Hıristiyanlar birbirlerini, hem de kiliseler içinde kesip öldürdüler. Onları bir bakıma, pis fanatizmle açıklamak o kadar zor değil.
Ya bizimkiler? Orta Asya’da iç deniz kuruyunca tarihte görülmüş en zalım millet olan Moğolların ve Çinlilerin zulmü de çaresiz kılınca Türkler, dönem dönem, dalga dalga Batı’ya, Volga kıyılarına, Karadeniz’e, Horasan’a ve de Anadolu’ya doğru göçtüler. İlk göçüp konanlarla sonra gelenler arasında beklenen kardeşlik yerine, beklenmeyen sürtüşmeler, öldürmeler, kendi yönetim egemenliklerini kurma hırsı niçin böylesine sürdü?
Saydığımız nedenlere de pek bilimsel gözle bakamazsınız. Tarihin o günlerini, bir daha yinelemeniz, karşısındakileri yanyana getirip “Neden böyle yaptınız” diye sorgulamanız olası mı? O günkü koşulları yeniden oluşturmanızın ise hiç oluru yok. Karasioğulları, Tekelioğulları, Karamanoğulları, Zülkadiroğulları, Aydınoğulları, İsfendiyaroğulları, Selçuklular’dan kopma Germiyanoğulları ve dahası da olan bu beyliklerin, tek tek egemenlik kurabilmeleri, ahtapot gibi, kollarından birini Anadolu’ya atmış Bizanslıları ezebilmeleri olası mıydı? Bunları düşünmek hem bilimsel değildir, hem de Manisalı olarak sayın okurum Manisa’yla övüneceği o kadar çok tarihsel eserler var ki! Şimdi Osmanlıyı dürtükleyerek, hatta Çelebi Mehmed’e “hişt” diyerek sorsak: “Ne diye Saruhanoğlu’yu öldürdün?” o da bize “Peki neden o da kalkıp Foça’da Cenevizlilerle bir olup bizi arkadan vurdu” diyecek.
BİZ GÜZEL MANİSA’YA BAKALIM
Bu büyük tarih kentini, yazık ki bir zamanlar, Meclis’ten İzmir’e birlikte döndüğümüz her partiden dostlarım olan milletvekillerine anlatamadım. Gelip giden valilerini etkileyemedim. Belediye başkanlarını, Manisa’nın İstanbul’dan sonra en önemli tarih kentlerinden biri olduğu gerçeğine eğdiremedim. Henüz hayattayken bir şeyler yazayım Manisa için, kentin yüceliğine işaretlerde bulunayım istedim:
Kanuni Sultan Süleyman, Manisa’da vali. Fatih Sultan Mehmed’in fatihliğe hazırlanışı Manisa’da. II. Murad eğitimini, yaşamının büyük bir bölümünü Manisa’da geçirdi. Fatih’in oğlu Beyazıt, öğrenimini Manisa’da yaptı. 33 yaşındayken “Bayazad-ı Veli” saniyle, oradan gidip tahta geçti. Ünlü İdris-i Bitlisi’yi, Manisa’ya getirip tarihini yazdıran da odur.
Fatih’in oğlu Mustafa.. O da Manisa’da büyüdü, öğrenim gördü.
Haçlı sürülerini darmadağın edip yeniden Manisa’ya dönen II. Murad’ın çevresi şairler bilginlerle sarmaşdolaş… Ey Manisalılar! Size bu padişahtan Haseki ve Hatuniyye Camii kaldı.. Dar’ü’l-Mecanin (deliler evi), medreseler, kervansaraylar kaldı; koruyabildik mi?
YA III. MURAD
Siz bakmayın, takmayın kafanızı, onun elli yaşındayken erkeklik gücünü göstermek için tam yüz iki çocuğun babası olduğuna. Fütuhat-ı Sıyam adlı bir kitap yazdı; nerede? Onun zamanında kurulan Halvetî, Uşşâkî, Şemsî tarikatlerinin tekkeleri, yapı olarak duruyor mu? Bosna’dan getirttiği ünlü Sudi’nin çevirdiği açıklamalı Mesnevi, Şeyh Sa’di ve Hafız açıklamaları, Manisa’nın başına konmuş altın taçlardır. Ünlü şair Naimi, ressam Nigari ve şair Baki, Edirneli Emri, en güzel şiirlerini Manisa’da yazıp III. Murad’a sundulardı.
Sizin Mevlevihaneniz Konya’dan sonra en önemli olanıydı. Konyada Mevlevilerin şeyhliğini yapma görevini üstlenenler, eski adıyla “Pustnişinler” Konya’ya, Manisa’dan, sizin kentinizden giderdi.
MANİSA NE YAPIYOR
Bunları değerlendirebiliyor mu? Yıllardır amansız bir rahatsızlıkla, zaman zaman boğuştuğum için Manisa’da olanları izleyemedim.. Son Saruhan beyi Hızır Bey ölmeden önce Çelebi Mehmet’ten iki şey istemiş, padişah da evet demişti: “Atalarının, türbesine gömülmek ve de atalarından kalan vakfa dokunulmamak.” Bu vasiyet hala devam ediyor mu? Siz, Saruhanoğlu olarak bunu izleyebildiniz mi?
MERKEZ EFENDİ, SEN DE OLMASAN
Hekimbaşı Merkez Efendi’nin her derde deva Mesir’i türlü baharattan oluşan macunu da olmasa Manisa’nın gıkı bile çıkmayacak. Tepelerden at macunu! Kap macunu! Osmanlı ve Türk beyliğinin bu güzel köşesinden Manisalıların haberi var mı?
Manisa’ya atanan yeni valimize, belediye başkanımıza, seçilecek yeni belediye başkanımıza ve Saruhanlı sevgili okurumuza saygıyla sunulur.
Şardağ, R. (1994, Mart 17). Manisa bir alem. Milliyet, s. 22.
Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

