Bunlar o Yunanlılar mı?

Hani o, İsa’dan önce 3. yüzyılda görülen Sokrates!.. Şu ahlâk felsefesinin temelini Kur’ân filozof!.. O, “Biz de onun çocuklarıyız” diyen günümüzün Yunanlı politikacılarına hiç bir şey söylemiyor mu? Hz. İsa’dan 106 yıl önce doğan Çiçeron, Fisagores, Eflatun bugünkü Yunanlıların ataları mıydı? Günahsız insan canına kıymak, İsa Peygamber’in de ağır reddiyesi arasındadır. Bir Türk büyükelçiliği müsteşarını öldüren cinayet şebekesinin elebaşısı, bizce Papandreu hükümetidir. Türkiye daha ne bekliyor? O PKK’yı resmi bir kuruluş, mensuplarını “himayeye mazhar” olarak kabullenen bugünkü Yunan hükümeti varoldukça ne Kıbrıs sorunu, ne başka bir konu görüşülebilir!

Hayır, hayır! İsa Peygamber’den önce, 357 yılında ölen Hipokrates bu çirkin Yunanlılardan değildi herhalde.

Makedonyalı İskender‘in boyunduruğu altına girip ezilen Yunanlılar, çok kısa bir süre sonra zulüm yollarına sapan İskender’le de övünmek istediler. İskenderiyye kitaplığını Kur’ân Demetrius‘çu değil zulümcü İskender’in yolunu tuttular. Halkı günahlı değil elbet bu küçük Papandreu‘ların ülkesinde Yunan halkını hâlâ katil sayamam. 

Ya Roma Tutsaklığı

Yunanlıların yaşamı, bunca büyük adamlar yetiştirmesine karşın hep kölelikle geçer. Karıştığı her ulustan yeni bir pislik daha kapan Grek komşularımızın, Romalılara tutsaklığı tarihin en büyük felaketi oldu onlar için. Avrupa, zati barbarlığın kaynağı. Orta Asya’dan zalim Moğol zulmünden kaçarak gelmiş Bolgar, Peçenek, Kuman, Hazer, Kıpçak, Pomak ve Hun Türklerinin din ve milliyetlerini yok ederek yeni Hıristiyan ve yeni milliyet kanı pompalayan kimler? İşte, bu vahşeti, birbirlerine karşı da uyguladıklarının en açık belgesi: Bütün Yunan filozofları köle! Greke-Romen bir pislik, dönemi, Bizans döneminde açılan ikinci bir pislikle bezeniyor. Bu Yunanlılar, Bizanslılar gibi Ortodoks olunca batıdaki Romalılara karşı yeni bir sığınak buluyorlar. Ortodoksluk sığınağı! Yeni bir bayrak: Bizans kokuşmuşluğu!

Kraldan ziyade kıralcılar ya! İstanbul’u aldık diye homurdanıyor, ama bir şeyler diyemiyorlar. Saldırmayan mı var bu kente!!

Osmanoğulları Zamanında

Bütün pislik Bizans’ta. Araplar, İranlılar, Türkler ve Bizans’ın kendi içindeki rakipleri, Bulgarlar, Romalılar, Haçlı orduları, saldır babam saldırmışlar! Bizans koruma surlarının bazıları, rakip Bizans kralları tarafından yapılıp yıkılmış. Bizans’t amaçlar var. Yeşili kırmızılı takımlar! Halk ve devlet, ikiye bölünmüş. Takımlardan birine ağırlık vererek üstünlüğünü sağlayan bir fahişe, Bizans kraliçesi oluyor. 

Büyüelçilik müsteşarımızın öldürülmesine kapı aralayan Yunan hükümeti de işte bu Bizans’ı aldığımız ve barış dünyasına bir sevgi buketi halinde sunduğumuz için sevineceği yerde, “Bizim Ortodoks dinimiz, en büyük itibarı görüyor, Fatih, başka ülkeler ve adalardaki Katolik Rumları da baş patrik efendinin arzularına göre İstanbul Ortodoks Başpiskoposluğu’na katıyor” diye memnun olacakları gerekirken bugün domuzuna Türk düşmanlığını sürdürüyorlar. 

Nereden Geliyor Bu Düşmanlık

Kan dökerek aldığımız bütün adaların hemen çoğu Avrupalı Hıristiyanlarca kendilerine teslim edildi. Kıbrıs adası için, Lala Mustafa Paşa emrinde 150.000 şehit verdik. Rumlar, Venediklilerin soyundan mı geliyor ki! Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için TBM Meclisi’ni, muhalefetiyle birlikte iktidarı da sarsmak için üç kez genel görüşme önergesi verdik. Özal hükümetinin yaptığı tek şey, Amerika’ya Kıbrıs konusunda dünyayı ayaklandıran Yunan tahrikli konuşmalara giderken Denktaş‘ın kulağına fısıldadığıdır. 

“Aman, biraz fedakarlık yapalım.”

Hâlâ bu siyaseti sürdüregiderken komşumuz Yunanistan, Butros Gali pisliğine işaret çakıyor. Amerika’yla aşna fişna içinde ve Denktaş sevgili Ecevit‘ten aldığı cesaret ve isyan duygusuyla patlıyor:

– “Biz Türkiye ile birleşeceğiz. Tek çözüm yolu bu!”

PKK Yunanistan’da

Yunanistan’da eğil, Yunanistanı’ın kanatları altında. Bunu, yüzsüzlükle reddettiler. “Hayır” dediler. Ne ki televizyonlar, dünya basını Apo’cuları ana caddelerde dolaşırken, binalarında toplantı yaparlarken gösteriyor. Ama Yunanlılar, Avrupa ve Amerika’nın şımartılmış çocukları, Rusya’nın “havla” diye heveslendirdiği komşumuz!.. Durup durup kara sularının milimini kendi çıkarına göre artırma zırıltısı çıkarır. Türk Başbakanı “Adalara çıkarım” deyince küçük dilini yutmaktan zor kurtardı kendisini. Yunan sahiplendiği Bizans ruhunun bütün çirkinliği içinde inkâr yoluna saptı. “17 Kasım terör örgütü” ymüş, müsteşarımızı öldüren. Milliyet’in manşetine bakın: “Hedefti, vuruldu” diyor. Yarın bunların arkası gelecek. Yunanlılar, Türk camilerinin imamlarını Müslüman cemaatin seçmesine engel oluyor; susuyoruz. Milletvekillerimizde gık yok. 

Yunanistan Türkleri temsil ederek meclise giren iki Türk kökenli milletvekilinin yasama meclisine girmesini engelliyorlar; susuyoruz. 

Bizans da Böyle Yapmaz Mıydı?

Bütün Hıristiyan dünyasını aleyhimize kışkırtır, Padişah Orhan, Murad, Beyazıt, İstanbul’a doğru yürürler. İmparatordan feryadname:

“Aman ben yaptım, sen yapma!”

Vergi artırma, kral ailesinden güzel bir kız takdimi. Eh, belden aşağımız da zaif… Geri dönüyoruz. Düşünün, Orhan ve Beyazıt Üsküdar’a kadar gelmişken geri dönüyorlar. 

Bu Şehit Geçiştirilemez

Bu yara unutulamaz. Bu şehidin acısı üstüne yan gelip yatamayız. Dünya devletlerine birer ihtarname çekilir. Türkiye’de kanlı cinayetler işlenirken, dünyaya bunları Kürt davası diye yutturmaya çalışan hainlere de hatırlatıyoruz: Yunanistan’a biraz süre tanıyalım. “Katil yakalanmazsa, PKK örgütleri sınırdan atılmazsa siyasi ilişkilerimizi kesiyoruz” diyelim. Can düşmanlarına örgüt kurma hakkı tanıyacaksın. Bir diplomatımızı öldürteceksin. Boğuşmadan kimsenin haberi olmayacak ve saatlerce bekletilip hastaneye götürmeyecek, ölümüne neden olacaksın. Böylesi ülkeye devlet denir mi? Yok efendim, bizi Avrupa’nın dışına çıkarırlarmış. NATO’ya girdik. Kore’de savaştık. Geçmişte nasıl İsveç Kralı’nı, Fransız Kralı Françoi‘yi ve Lehleri kurtarmak için savaştıksa Cumhuriyet sonrasında da insanlık ülküsüdür diyerek faşist Almanya ve İtalya’ya karşı cephe aldık; seferberlik ilan ettik. Amerikalıları Kore’de çenberden kurtararak ne civanlarımız toprağa verdik. Tınan mı var ki!

Bu satırları yazdıktan iki gün sonra Londra’ya bir umutla sağlık kontrolüne gideceğim. Sayın Demirel‘in, “Avrupa bizi dışarıda tumak istermiş. Olsun efendim, biz de bu Avrupa’nın dışında kalırız” diyen sözlerine hükümetten yanıt ve uygulama bekliyorum. 


Şardağ, R. (1994, Temmuz 14). Bunlar o Yunanlılar mı?. Milliyet, s. 20.


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın