Ben, ben, ben…

İşte Allah’ın hiç sevmediği, hoşlanmadığı yaratıklar… İşte benciller… İşte yaptıkları yalan değil, doğru şeyler olsa da övünenler…

Allah’ımızın insana verdiği değer çok büyüktür. İnsan Allah’ın halifesidir. Uzaylarda, uzak gezegenlerde yaşayan, bedenleşmemiş, sadece arı duru ruh kalmış olan meleklere, insansı yaratıklar döneminden sonra gelen ilk insan Hazret-i Âdem’e tapmaları için buyuran Allah’ımızdır. Bu nedenle insanoğlu, yaşamında ancak Allah katında şerefli bir yeri olmakla övünebilir. Yine bu nedenledir ki hiçbir kuvvet, devletin en yüksek katına da çıkmış olsa, yeryüzünde Allah’ın bir ışığı olan, onun ruhunu taşıyan insanını horlayamaz. İnsanın, gerçi onurunu kurtarmak hakkıdır. Bu onur, ona Allah’ın verdiği en büyük hazinedir. Çünkü ruhunun içinde Allah’ın ruhu, en büyük nimet ve şeref madalyası olarak yaşıyor. Bu nedenledir ki Şeyh Galip:

“Hoşça bak zatına kim zübde-i âlemsin sen 
Merdüm-î dîde-î ekvân olan âdemsin sen”
der.

Yani, “Hey, bana bak” demek ister. “Değerlendirerek bak. Evrenin özüsün sen. Yaratılmışların gözbebeği olan insansın sen” der.

ANCAK

Ancak bunun dışında “Ben şuyum, ben buyum, ben şu makamdayım, bu işi yaptım. Ben, ben, ben…” diye büyüklenen, böbürlenen insanlardan da nefret eder, Allah.

Hele başkalarını pöf diye burun kıvırarak küçümseyen, burnu kaf dağında ahmaklardan da nefret eder. Çünkü küçümsenenlerin içinde de Allah yok mu? O insanlar da şerefli değil mi? Aynı zamanda fani birer insan olduğumuz neden unutulsun? Sonunda bir torba içinde, bir çukurun içine atılıp hesap gününü beklemeyecek miyiz? Bu afi ne? Bu, “dünyayı ben yarattım” cılık ne?

“İnsanları küçümseyip yüz çevirme. Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi kuşku yok ki sevmez. Yürüyüşünde doğal davran. Sesini alçalt. Seslerin en çirkini, kuşkusuz eşeklerin sesidir.” (Lokman Sûresi, Âyet: 18-19).


Şardağ, R. (1991, Mart 25). Ben, ben, ben. Milliyet, s. 17.


Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın