
Üvey anası tarafından iki boncuk gibi minik gözlerine bıçak batırılan on bir yaşındaki yavrunun ninesiyle, memleket hastanesi doktorlarından bir arkadaş konuşmuş; ihtiyar nineden duydukları şu: “Hain analığı göz bebeklerinin sönmediğini duyunca, ne yaptık, gözünü kör etmedik ya! diyormuş”. Ana adındaki bu hain, canlıların hangi sınıfına mensuptur bilmem ki… Küçücük bir masumun gözlerine ekmek bıçağını sapla, kör olmadığını öğrenince de huşunet ile “gözünü kör etmedik ya!” de. Allahım, bu kadına kızılmaz bile. Kızılacak insanların da, köşe bucak, bir taraflarında, seslenilebilecek insan tarafları mevcuttur. Geçmişi yaratmış ve gelecekleri yaratacak olan bu asil kafilenin içine böyle bir sırtlan yavrusu karışmak kadar talihsizlik olur mu? Bir yoklayalım hatıralarımızı.. Anaları bencileyin, hasretini ciğere dek duyanlarla, Allah sağlıkla daim etsin, hayatta olanların, çocukluk yıllarındaki nüvazişleri unutulur mu? Hafızalarımızın hangi mevsim, hangi gün kapısını aralarsanız da, selâmetiniz için dua eden başı çatkılı anacığınızın nur yüzü yanaklarınızda içli soluklarını duyurmaz! Bu kadın kim Allah’ım? Nefes alışı bile his ve şefkatten ibaret olan kadın ve hususiyle ananın, böylesi bir mahlûkla ne gibi bir benzerliği olabilir? Mahvolması için alnınızdaki küçük keder kırışığı, bakışınızdaki hafif bir mahzunluk kendisine yeten, dünyaya, evlât adındaki bu dert değirmeninin öğüttükleriyle gıdalanmaya mahkûm olmak için gelen bu munis anaların safına şu göz oyucu nasıl karışabilir?
Yıllarca süren ve beni öldürecekken, yanlışlıkla seni öldürmüş olan hastalığım sırasında, çırpınan göğsüne şilte diye uykusuz geceleri çekmiştin; şimdi sabahlara kadar, Allahından ayağa kalktığım günü niyaz edişlerini hatırladıkça “yok, yok diyorum, anacığım, bu vahşi yavru senin cinsinden değildir. Ey bizim için döktüğü yaşlarında menfaat bulunmayan yegâne insan. Analarımız! Bu kadın, hâşâ, sizden değildir.”
Şardağ, R. (1951, Haziran 21). Günübirlik / Hâşâ. Yeni Asır, s. 3.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

