A devletim!

Altı sene oluyor, İzmire uğradığım bir yaz tatilinde, halkevindeki resim sergisini seyretmiştim. Buna sergi diyemem. Çünkü benim gittiğim gün iki saat içinde bir ikinci ziyaretçi gelmemişti. Açıldığı günden bu yana on bir gün içinde de, öğrenmiştim ki, gelip görenlerin sayısı yirmi ikidir.

(Exposer) den teşhir etmekten gelen sergi kelimesi, adı üstünde bir teşhir işidir. Aradığı hassas insan gözlerini yanıbaşında bulamayan bu tabloların şu hareketsiz ve öksüz sallanışlarına da sergi demek zordu.

İşte yüksek mimar Sedat Çetintaş’ın birkaç yıl önce verdiği konferansının konusu: “İzmirde yatan sanat eserleri”. Zavallı Sedat, sanki İzmir’de yatan âbideleri değil, münevverleri meydana çıkarmıştı. Zira konuşmasını on üç kişi ile takip ettik. Hatırlayacaksınız, buraya geçen yıl gelerek Şekspir hakkında konuşan tanınmış bir İngiliz tenkitçisine karşı duyduğumuzun hicabı, bir lisemizin müdürü, salona palas pandıras doldurduğu, ne maksatla geldiklerinden habersiz küçük öğrencilerle örtmeğe çalışmıştı.

Yerleşeli bir yılı geçmeyen bu şehirde kısa zamanda öğrendim ki Nihat Acemi, Abit Elder adlarında alnımızı dik tutacak iki ressamımız var. Ahmet Aksoy çapında klâsik bir musiki üstadı var. Hülâsa sanatın her kolundan gelme köklü sanatkârlarımız var. Ama ne çare, münevver adını verdiklerimizin gözlerinden, o zirzopça kaprislerin tesirini silemiyoruz. Bir resim tablosuna, japone bir kol kadar olsun iltifat etmeyen zevk yoksulluğunun, gözlerimiz önünde açtığı uçurumu nasıl dolduracağız!

Öyle bir şehirde oturuyoruz ki vuzuh ve sadeliğin yenilmez şairi Homeros işte şuracığa, Meles çayı kıyılarına en içli soluklarını bırakmış. Dünya lirizminin ayrı çeşnide iki büyük şairi Byron ve Lamartine, Kızılçullu ve Buca’da geçirdikleri maceralarını en ömürlü mısralarla işlemişlerdir. Hâlâ baş romanımız Maei ve Siyah’ın yaratıcısı Uşaklıgil, tam bir asır sonra Dede Efendi çapında beste ve Yürük Semailer veren Rakım Elkutlu bu topraklardan renk ve nasip almışlardır.

Ama kabahat kimin? İzmir’de sanatkâr ve fikir adamı teşkilatlanıp bir kulüp çatısı altında birleşmedikçe, kuvvetinden bu şehre haber vermedikçe eserlerini, şu kör kayıtsızlıktan kurtaramayacaktır. Geçen gün öğrendim. “Emekli çöpçüler birliği” kurulmuş. Hani senin birliğin a devletlim? Nerelerde kaldın ey servinazım?


Şardağ, R. (1951, Temmuz 13). Günübirlik / A devletlim!. Yeni Asır, s. 3.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın