Bir pavyonun feryadı

Çekoslovak pavyonundaki Komünist ağızlı levhalar etrafa nefret uyandırdığı bir sırada, pavyonu dile gelmiş feryad eder buldum. Dün, öğle üzeri önünden geçtiğim pavyonla derleştim! “Hani senin teşhir edilecek o ince işlerin? Misafir olduğun yabancı memlekette, kendi malın diye gösterecek Moskof damgalı tahrik vecizelerinden başka bir şey bulamadın mı?”

Çek pavyonu, Čapek’in mahzun köylüsü gibi boynunu bükmüş, cevap verdi:

Bütün millî ve insanî kıymetleri doymaz ağızla silip bitiren merhametsiz bu sistem beni böyle kötürüm kıldı; feryad millet ve insaniyet düşmanlarından!”

Zavallı büyük millet! Küçücük bir coğrafya üstünde harika eserler yaratmış, büyük istiklâl kavgaları içinden vatanını kurtarmış olan Çekoslovakya’nın gözler önüne serilecek, halbuki az kıymeti mi var? Dünyanın en ince züccaciye eşyası, güneşin yedi rengini narin camlar üstüne işleyen o muhterem ellerin mahsulleri ne oldu? “Yaşadığımız devirler” i ebediyete armağan eden büyük Çek müellifi Karel Čapek tiyatro eserlerinden hiçbir akis kalmadı mı? Hani senin, “Satılmış Nişanlı” gibi operalarını yaratan dâhi bestecilerin? Büyük kompozitör Smetana’nın “Benim vatanım” adlı eserinde, akan derelerin sesleri kesilmiş, pazar yerlerinin şuh gürültüsü, sığ ormanların ürkütücü sessizliği o harika melodileriyle bir hayal olmuş. Hani senin o çalışkan, munis köylülerinin masum çehrelerini aksettiren Rustik ressamların? Hani, hani?

Dünyaya gösterecek, sevdirecek sayısız incelikleri ve meziyetleri olan bir millet, öyle kâbuslu bir rejim içine düşmüş ki göstere göstere, elli kat elbisesi olan bir asılzadenin misafirine kirli donunu göstermesi kabilinden, pis propaganda afişlerini gösteriyor. Ama talihsiz milletin ne kabahati var, değil mi?

Koca Shakespeare’in meşhur Hamlet’i nasıl yâdımıza gelmez! Bir zamanlar, nice genç kızın okşadığı o güzel yanakların yerinde, sonradan korkunç birer kemik parçası kalmış olan bir kafatasını, Yorig’in kafatasını eline geçiren Hamlet, mezar başında o içi elem dolu tiradına başlar:

Hani senin o güzel yanakların Yorick? Onlar, bu çukur çukur kalmış kuru kemikler mi? Yorick, hani senin o, öpmüş ve öpülmüş olan yanakların? Hani senin?…”


Şardağ, R. (1951, Ağustos 25). Günübirlik / Bir pavyonun feryadı. Yeni Asır, s. 3.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın