
Günlük siyaset bulutları, bize, pek yakınımızda doğan bir güneşi görmeyi adeta haram ediyor. Türkiye’nin dış politikadaki itibarlı durumu, yazık ki farkına varamadığımız bir yeni güneş olup çıkmıştır. Atlantik paktı, dost fikirler cephesinin Başkomutanı Eisenhower’in Türkiye ziyareti yeni bir devrin başıdır. Atlantik paktına şu parti girdi, bu parti girdi diye sofistik münakaşalara dalmaya bakmayalım. Dünyanın yeni zamanlar tarihini karakteristik farklarla belirten hâdise büyüktür. Türk ilk defa Avrupalı nazarında, Avrupalı sayılmış, yani Avrupa ilk defa Avrupalı nazarında, Avrupalı sayılmış, yani Avrupa ilk defa Türkü kendisinden bilmiştir. Devletlerin tek başlarına kuvvet gösterisi yaptığı, hükümranlık aşkının, aşkların en mukaddes sayıldığı zamanlarda, her millet, kendi burcuna çekilip fermanını dünyaya duyurduğu nisbette büyüktü. Bugün birer ideal halkası ile birleşebilmenin saadeti, özlenenen büyük hayaldir. Türk’süz bir Avrupa, asla şoven bir anlayışla değil, en sade bir realite icabı olarak söyleyebilirim ki vitaminsiz bir organ gibi hüviyetsiz kalmağa mahkûmdur. İstanbul’un fethinden beri ilk defa bize ait olan vasıflar garba akacaktır. Kore bu kaynaşmanın ilk ateşidir. Oradan başlayıp Atlantik bağına kadar uzayan olaylar silsilesi, Avrupalıya vefayı, cesareti, beden ve et ağırlığından çok iman gücünü bizim anladığımız mânada öğretmiş bulunuyor. Bize oralardan süratle bulaşan şu naylon hevesine, Hollywood rüzgârına bakmayın. Türk’ün vakur, azimkâr, cesur ve vefalı karakteri garba için için işlemektedir. Bundan böyle Avrupalının ruh yapısında insani vasıfları haiz yeni bir rüzgâr eserse şaşılmamalıdır. Yarın, tarih yazan eller, yirminci yüzyılın ikinci yarısı başına, şöyle kalın bir ayırıcı çizgi geçecekler, “Yirminci asır, yeni zamanlar ve daha sonra da Türk’ün batılı olmasıyla başlayan zamana sıra gelecek, bu kadar üstün bir başarının polemiği yapılamaz. İş başındaki hükümet, bu eseri ile tarihe fasıl değil, bap değil, devir karakteri getirmiştir. Bizim onu övmemiz, bu büyük eser karşısında pek yavan bir mukabele olurdu. Ya bir de yerenleri düşünün!…
Şardağ, R. (1952, Mart 12). Günübirlik/Açılan yeni devir. Yeni Asır, s. 3.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

