
Devlet tiyatrosu sanatkârları, şehrimizdeki temsillerini beklenilen ve umulan başarısı ile sona erdirmiş ve yol hazırlıklarını yapmağa başlamışlardır. Beklenilen başarı dedim; benim gibi en taze hocalık ve asistanlık yıllarını konservatuvarın ilk mezunları arasında geçiren ve onların sahne dillerinin tekâmülünde karınca kararınca emeği geçmiş bulunan bir kimse için bu zaten malûmdu. Hoş zaten artık memleket de iyice anlamış bulunuyor: Türkiye’de akademik tiyatro onların omuzları üzerinde yükselmiş bulunuyor. İzmir şehir tiyatrosunu yıkan ikilik, İstanbul şehir tiyatrosuna yıllar yılı hâkim olan huzursuzluk, küçük guruplar halinde Anadolu’yu gezen turne tiyatrolarının hazin kaderleri ve bir yıl gördüğümüz gurubu öteki yıl aynen göremeyişimiz, hülasa bütün bu müşahedeler isbat ediyor ki tiyatro bizde ancak batılı manasile devlet konservatuvarının çatısı altında ruh bulmuş ve gıdalanabilmiştir. Bu neden böyledir? Modern tiyatroda rol tevziinde ehem, mühim diye bir şey kalmamış, başmış, kıçmış, jeune premier imiş, figüranmış böyle tasnifler battal olmuştur. İşte o büyük teşekkülden ayırma küçük bir gurup ki, hepsi kendi rollerindeki ehemmiyeti kavramışlar, sevimli bir kompozisyonla bize, vasat mahiyette telif eserler de olsalar, oynadıkları eserlerin lezzetini tattırmışlardır. Kâinat içinde her biri kendi çapında bir Sultan olan her adam evlâdında ayrı bir karakter yaşadığını kabul etmiş olan batı tiyatrosunun anlayışı onlar tarafından kusursuz temessül edilmiştir. Öte yandan İstanbul şehir tiyatrosunu, bir zamanlar İzmirimizde veya diğer örneklerini sık sık arap saçına döndüren şey, şarktan gelme baş artistlik, rollerin ehemmiyet ve derecesi gibi hastalıklı hallerdir. Bu çocuklar bizde mektebî tiyatronun zevkini yaşattılar. Onlar, ayrıca her haleti ruhiye içinde, her entonasyon içinde dahi Türkçe’nin hakkını yememek mümkün olduğunu, deklamasyondan uzak, tabii bir lektür tarzı mevcut bulunduğunu anlattılar. Her yaz sıcak gecelerimizin üstelik ıssız boşluğuna bir medeni zevk serptikleri yetmezmiş gibi bir de tiyatro dersi verip gitmeğe koyuldular. Şans ve başarı onlarla beraber olsun!
Şardağ, R. (1952, Haziran 19). Günübirlik/Devlet tiyatrosu giderken. Yeni Asır, s. 3.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

