Fasıl

Radyomuzun geçen akşam meydan faslına başlarken bir defa daha inandım ki fasıl musikisi, bizim kolay kolay iptilâsından kurtulamayacağımız bir müzik dalımızdır. Asırlardan beri bu kıvrak dalda bülbül gibi şakıyan bütün icracılar veya hanendeler kafasından çok kalbi ile yaşayan bu millete hakkı ile tercüman olmuşlardır. Fasıl musikisinin mutlaka içkinin yardımı ile dinlenebileceğini sanan veya bu görüşü mahsus bir kasıtla yaymaya çalışanları tekzip etmek içinse, fuar açık hava tiyatrosunun nezih fasıl konserleri kâfi değil mi? Bu musiki ziyafetine her akşam, ayakta durmak pahasına rağbet gösteren İzmirliler, yaptığım birkaç tetkik ve müşahede ile anlamış bulunuyorum ki radyomuzun meydan faslını da heyecanla takip ederek sabırsızlıkla bekliyorlar. Tanınmış besteci Şerif İçli ve Şükrü Tunar gibi memleket çağında değerlerle İzmir’in seçkin evlâtlarından Kasabalı Mehmet, Neyzen Ahmet ve Cemal Dinletir’in ve daha bir çok kıymetli ses ve saz sanatkârlarının katıldığı fasla “Meydan Faslı” adını verirken ve radyoda böyle anons ettirirken gözlerimin önüne gazâ sonu ve şehrâyin fasılları gelmişti. Bir musiki düşünün ki, ayin musikisi, fasıl musikisi, klâsik musiki, sefer ve serhad musikisi gibi kollara ayrılıyor. Sonra bunlardan her biri daha küçük fasıl, oda faslı, meydan faslı, hitan cemiyeti faslı, şehrayin faslı, gazâ sonu faslı, zafer faslı, kubbe altı faslı gibi bir çok çeşitlere bölünüyor. Her çeşit fasıl, yüzlerce makamdan taganni ediliyor. Onların iç bünyelerindeki lahin sanatından vaz geçtik, şu şekil zenginliğine ve çeşit enginliğine bir baksanıza!

Sonra dahası var: Dün, bu fasıl çeşitlerinin her biri ayrı bir zemin içinde icra edilirdi. Naîmâ ve Peçevî tarihleri gösteriyor ki bir kubbealtı faslının ikindi vakti yapıldığı görülmemiştir. Bir gazâ sonu faslı, asla zafer günlerinde, devletin başı olan şahsın veya büyük ricalin meserret gününde değil, ekseriye yatsı namazını müteakip başlar ve gece yarısından evvel biterdi. Zafer ve meydan fasılları ise sabaha kadar devam ederdi.

Fasıl musikisinin her çeşitinde müşterek bulunan bugünkü vasıf, dünden süzüle süzüle şu olmuştur sanırım. Akşam üstü işinden evine dönen iş adamı veya memurun sıkıntılı anındaki tek keder dağıtıcı tesellisi, ev kadınının kocasına ikram edeceği güler yüzün biricik yardımcısı o gönüle doğru peşrev ve semaileriyle gürül gürül akan fasıldır.

Geçmiş devirlerin büyük üstadları olan Dede Efendi ve Şakir Ağa’nın fasıllarından bahseden Naimâ bir yerde der ki: “Bu fasıllarda ruh mu, nağme mi, söz mü ağaz ede fehm olunmazdı.”

Musiki şekillerinden bir katre olan fasıl musikimizdeki şu ummana bakın! Böyle dev bir musiki çöker mi? Sadece fasıl musikimiz üzerinde bir fıkra boyu konuştuk. Söz düşünce ve Türk musikisinin düşmanları fırsat verdikçe daha fasıl fasıl konuşuruz.


Şardağ, R. (1952, Eylül 16). Günübirlik/Fasıl. Yeni Asır, s. 3.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın