Memnunluk

Evvelki gün ve dün gazetelerde okuduğum bir haber sebebi ile duyduğum tarifsiz memnunluğu nasıl anlatmalıyım bilmem ki. Bu memnunluk, ne bir hasrete kavuşmak, ne nasipsizi çıldırtacak büyük ikramiye isabeti, ne şu, ne de budur.

Sayın Eğitim Bakanı’nın, bu sütunlarda sırt sırta yazdığım klâsik şiirimize ait birkaç yazının ferdasında, tesadüfen, basına verdiği beyanattır.

Sayın Bakan, klâsik edebiyatımızla, ilim ve fen eserlerinin, eski klâsik metinleriyle birlikte tercümelerinin yan yana neşredileceğini bildirmiş bulunuyor. Bir defa, bu beyanatla, klâsik edebiyatımız bakımından naçiz görüşlerimin haklılığı ve isabeti bir kerre daha anlaşılmış bulunuyor ki büyük memnunluğum bunadır. Fani hayatta hiçbir iltifatın sağlayamıyacağı bahtiyarlığım buradan geliyor.

Aziz Tevfik İleri’yi, bizi, Süleymaniye’si olsun da Nevakâr’ı olmasın, Mimar Sinan’ı olsun da Fuzuli’si, Şeyh Galip’i olmasın gibi perişan mantık gafletinden kurtardığı, mazimizin şeref dolu dünyasına gözlerimizin alâkasını yeniden bağladığı için gönlümce kutlarım.

Fakat bir nokta, evet bir noktayı açıklamayı bir hizmetseverlik, bir samimiyet borcu sayıyorum.

Klâsik şiirimiz için toplanacak olan heyet içine kimler girecek? Divan edebiyatını yıllardan beri kendi ihtisas mevzuu olarak alanlardan hemen pek çoğunun yaptıkları düşmanlığı daha unutmadık. Bunlardan bir tanesi, üç yüz sahifelik divan edebiyatı kitabını remizler, klişeler, manzumlar, kalıplar gibi fasıllara ayırmış, yani, bu edebiyatın mektep ve şekil olarak yıkılmasını hazırlamış olan bütün saçma ve pot taraflarını -güya divan edebiyatına hizmet ediyorum diye- ilan etmişti. Onlarla Cumhuriyet, Vatan, Ulus, Zafer ve son olarak da Yeni Asır sütunlarında kaç yıldır yaptığım mücadeleyi acı acı hatırlamadayım. Klâsik şiirimizin hele tercümesi işi, en büyük derdimizdir. Bir defa şiir tercüme olunamaz. Olunmaz ama, yeni nesle dünü tattırmayacak mıyız? Elbette tattıracağız. Fakat bunun için, bu şiirleri nesir halinde ve kelimesi kelimesine çevirme gayretlerinden derhal vaz geçmemiz lâzım. Kafiyeli, az çok bir ölçü tanıyarak, (vezinli değil) hususiyle dünkü devrin atmosferi içinde ve asıl şiirin sesini vermeye çalışarak yapılacak aktarma başlıca yolumuz olmalıdır. Bir örnek olsun diye bundan altı yedi ay önce Zafer gazetesinde çıkmış olan bu şekil aktarmalardan birkaç gün sonra Yeni Asır’ın ayrı sütunlarında da birkaç misal vereceğim.

Dünkü şiirimiz yüzde seksen, ses edebiyatıdır; sestir. Onun ayıklanmış, klişelerden, manzumlardan halâs olmuş metinlerini öylesine aktarmalıyız ki, neslimize, altı asrı dolduran kâh hamasî, kâh garamî, kâh beşerî sada duyurulsun; kötü örnekler atıldıktan sonra elde kalan cevherlerin narin örgüsü, örselenmeden gösterilsin.

Sayın Eğitim Bakanı’ndan bunu da güvenle bekliyoruz.


Şardağ, R. (1952, Ekim 16). Günübirlik/Memnunluk. Yeni Asır, s. 3.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın