İslâm dini doğruluğa ve adalete dayanır

Hz. Ömer: “Bana vazifemi öğrettiğin için ben sana teşekkür ederim!”

Bir gece herkes uyuduktan sonra Hz. Ömer, şehri dolaşmaya çıkmıştı. Bir kulübede birtakım sesler duyarak önünde durdu ve penceresinden baktı. İçeride yaşlı bir kadın ateşte çorba pişiriyor ve yanında bulunan küçük çocuklar: 

– Karnımız aç! Daha pişmedi mi? diye sızlanıyorlardı. Kadın bin türlü söz ve masalla onları avutmaya çalışıyor, beride çorba da bir türlü pişmek bilmiyordu. Hz. Ömer dayanamayıp içeri girdi ve kadına: 

– Çorbayı neden bir an önce çocukların önüne koymuşorsun? Artık pişmiş olmalı, dedi. 

O zaman kadın onu elinden tutarak ateşe doğru yaklaştırdı ve: 

– Bak! dedi. 

Hz. Ömer tencereye bakınca suyun içinde sadece bir taşın kaynamakta olduğunu gördü:

Kadın: 

– Bunlar benim torunlarımdır ve babaları İslâm uğruna şehit olduğu için yetimdirler! Bugün onlara birşey tedarik edemedim. Uyusunlar diye avutuyorum! Dedikten sonra bir ah çekerek ekledi: 
– Halife Ömer! Dilerim Allah’tan bul!… Bu hali neden görmüyorsun? Hz. Ömer fena halde üzülerek tatlı bir sesle: 
– Peki ama, dedi. Halife herkesle ayrı ayrı nasıl uğraşsın? Herkesin derdini nasıl bilir.. Onun da uğraştığı işler var… Onlar da halkın işleridir.

Kadın öfkeli öfkeli cevap verdi: 

– Evet! Doğru… dedi. Bu işi yüklenmemeliydi. Sonra: 
– Sen biraz bekle, ben şimdi gelirim, dedi. 

Oradan çıkarak, doğru beylik anbara koştu. Anbarı açtırıp bir çuval un ve yetecek kadar yağı yüklenerek kan ter içinde geri döndü. Hemen yağı tencereye koydu, sonra da un ve su ilâve etti. Ateş neredeyse sönecekti. Eğildi, sakalı yerleri süpürerek ateşi üfledi, tutuşturdu. Çorbayı pişirip onu kendi eliyle çocuklara yedirdi. Çocuklar karınları doyup gülüp oynamaya başlayınca, sevincinden ağlayan kadına döndü ve dedi ki: 

– Artık Ömer’e lânet etme! Bak işte, senin imdadına koşan adamları var. Yarın hemen git onu gör. Senin derdini anlayacaktır. 

Kadın hayır dua etti. Ertesi gün Halife’nin yanına varan kadın, dün gece kendisini yardım edenin kim olduğunu anlayınca mahcup oldu: 

– Ya müminlerin emiri! Ben hata etmişim! Meğer sen herkesin derdiyle ayrı ayrı uğraşıyormuşsun! Sana teşekkür ederim. Hz. Ömer ona ve çocuklarına Beytülmaldan (hazineden) geçinecek kadar tahsisat bağlattıktan. sonra kadına dedik ki: 

– Bana ödevimi öğrettiğin için, ben sana teşekkür ederim!…

İslâm dini doğruluğa ve adalete dayanır

Dünyada ben adaleti şart koştum, ey kulum
Kim sorsa; “Hak ne yanda?”, “Adalet” derim yolum. 
Toplumda en yüceyle senin, farkın olmasın
Âdil değilse bir kişi, hiç gelmesin bana
Örttüm ben en güzel yolu, zalimle haksıza
Evrende ben adaleti şart koştum ey kulum
Kim sorsa: “Hak ne yanda?” Adalet derim yolum. 

***

İslâmda kim, reform gerekir derse, kâfir o!
Kim ilme saygısızsa, küfür say ve karşı ko.
Kur’ân bütün reforma açıktır, inin öze,
Allah’ı anlayın, kavuşun başka bir göze
Ahlâk, ilim, adaleti İslâm’a sunmuşum
Yoksulluktan, ezen kişi olmaz benim kulum
İslâm’da kim, “Reform gerekir” derse, kafir o!
Kim, ilme saygısızsa, küfür say ve karşı ko. 

3 ayet

⭐︎ “Ey inananlar, kendiniz, ana babanız ve yakınlarının aleyhlerine de olsa, Allan için tanık olduğunuzda, adaleti gözetin.” (Nisa Sûresi, Âyet 135)

⭐︎ Adaletin bu kadar yüceldiği bir başka din düşünülemez. Kâfirler, imansızlardan bazı kadınlar göç edip Müslümanlara sığınmışlardır. İman eden erkeklere eş olmayı istemişlerdir. Bakın İslâm’ın ve Kur’ân’ın adaletine. 

“Ey inananlar, inanmış kadınlar göç sonucu size gelirlerse, önce onları deneyin. (Kötü niyetle gelebilirler. Casus olabilirler) Allah onların iman edip etmediklerini iyi bilir. Onların, gerçekten iman etmiş kadınlar olduklarını öğrenirseniz, geri çevirmeyin. Bu kadınlar artık o imansızlara helâl değildir. O erkekler de bu imanlı kadınlara zaten helâl olamazlar. Ancak, inkârcıların bu kadınlara daha önce vermiş oldukları mehirleri (başlık) geriye verin. Bu kadınların başlıkları sizin tarafınızdan verildiği zaman, onlarla evlenmenizde bir engel yoktur. (Mümtehine Sûresi, Âyet 10)

⭐︎ Ey inanan kişiler! Allah için her zaman adaleti gözeten tanıklar olun. Başka bir millete olan öfkeniz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Adil olun. (Mâide Sûresi, Âyet 8)


Şardağ, R. (1968, Kasım 23). Alllah diyor ki: 2 / İslâm dini doğruluğa ve adalete dayanır. Demokrat İzmir, s. 5.


Gazete kupürlerine ulaşmamızda yardımlarını esirgemeyen Sevgili Âkif Genç’e sonsuz teşekkürler.

Yorum bırakın