
Bir yerde ilme saygı bulunmazsa, nafile!
Uygarlığın ışıkları yanmazsa, nafile!
Kur’anda yüz defa, yeteallem diyen ben’im (öğrenin)
Kur’ân’da yüz defa, yetefekker diyen ben’im (düşünün)
Kutsal Kitap ne bilgi, ne bilginden ayrılır
Dolsun, yeter, kulaklara: “Öğren” diyen sesim
⭐︎
Bir yerde ilme saygı bulunmazsa, nafile!
İslâmı, kim, akıl yolu bilmezse, nafile!
14 Âyet
⭐︎ “Allah’ın kulları araında, ondan en çok korkan, ancak bilginlerdir.” (Fâtır Sûresi, Âyet 28)
⭐︎ “Ay’a erişmek, Güneş’e gerekmez. Gece, gündüzü geçemez. Her biri ayrı bir yörüngede yürürler.” (Yâsîn Sûresi, Âyet 40)
⭐︎ Yakın gök, derken, bakın, uzak gök denen uzay fikri sağlamlanır: “Yakın göğü ışıklarla donattık ve düzensizlikten koruduk.” (Fussilet Sûresi, Âyet 12)
⭐︎ “İlimde derinleşmiş kimseler: “Ona inandık, hepsi Tanrımızın katındandır.” derler. Bu ancak akıl sahipleri düşünebilir.” (İmran Sûresi, Âyet 7)
⭐︎ İnsanın varlığından önceki yaşam zincirini bildirip ilme ışık tutan, onunla birleşen Kur’ân’dır: “İnsanoğlu, insan diyebileceğiz erişkin bir hale gelene kadar şüphesiz uzun zamanlar geçmiştir.” (İnsan Sûresi, Âyet 1-2)
⭐︎ Göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbirlerini peşlemesinde, insanlara yararlı şeylerle denizde giden gemilerde, Allah’ın gökten indirip onunla, ölmüş olan yeri, toprağı tekrar dirilten suda ve her türlü canlıyı orada yaymasında rüzgârları ve yerle gök arasında hizmede hazır bulutları eli ve düzeni altında tutmasında, düşünen kimseler için belgeler vardır.” (Bakara Sûresi, Âyet 164)
⭐︎ “Düşünen millete, âyetleri böylece uzun uzadıya açıklarız.” (Rûm Sûresi, Âyet 28)
⭐︎ “And olsun ki biz onlara bir kitap getirdik. İnanan bir millet için yol gösterme ve rahmet olan Kitab’ı bilgiye dayanarak uzun uzun açıkladık. (A’râf Sûresi, Âyet 52)
⭐︎ Şu gerçekçi, olumlu, yüce dine bakın: “Onların çoğu zanna uyarlar. Gerçekte zan, her türlü sanı, hakikat karşısında hiç birdeğer taşımaz ve bir şey anlatamaz.” (Yâsîn Sûresi, Âyet 36)
⭐︎ Dünya yüzünde insan oğlunun, Allah’ın verdiği akıl sayesinde yarattığı ve yaratacağı bütün uygarlık eserlerini kapsayan şu buyruğa dikkat edilsin: “Sizin için atları, katırları, merkepleri, binek ve süs hayvanı olarak yaratılmıştır. Bilmediğiniz daha nice nice şeyleri yaratır.” (Nahl Sûresi, Âyet 8)
⭐︎ Herşey, herşey insanların buyruğuna, aklına bırakıldı. Kullansınlar. Uygarlıkta en önde gitsinler, ta uzaylara kadar: “Geceyi, gündüzü, Geniş, Ay’ı sizin buyruğunuza vermiştir. Yıldızlar da onun buyruğuna boyun eğmiştir. Bütün bunlarda usunu kullanibilen kimseler için dersler vardır.” (Nahl Sûresi, Âyet 73)
⭐︎ “… ve aklınızı kullanasınız diye size âyetlerini gösterir.” (Bakara Sûresi, Âyet 73)
⭐︎ “Kur’ân”, zaten Arapça “okuma” demektir. Peygamberimize gelen, O kutsal peygamberlik vahyi de “Oku!” diye başlar: ” Ey Muhammed, oku!. Yaratan, insanı pıhtılaşmış kandan yaratan Tanrı’nın adıyla oku! Okul, kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabb’in en büyük bağış sahibidir.” (Alak Sûresi, Âyet 1-5)
⭐︎ “Ey inanmış olan akıl sahipleri!” (Talâk Sûresi, Âyet 10)
Şardağ, R. (1968, Kasım 24). Allah diyor ki: 3 / Kur’ân, uyuşuk beyinlilerle beraber değil, ilim ve uygarlıkla beraberdir. Demokrat İzmir, s. 5.
Gazete kupürlerine ulaşmamızı sağlayan sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

