
Allah diyor ki el ericek, kıl namazların,
Hiç kimse kulluğun ödevinden sakınmasın.
Lâkin bilin, gönülce yalınlaşmadır dilek.
Ey kul, her işten önce hayr yap, durul, arın
Kur’ân, asıl amaçta ne der? İnceden oku!
⭐︎
Yardım, hayr, temiz kalışın ecri var yarın,
Allah diyor ki: El ericek kıl namazların.
(6 Ayet)
⭐︎ “Yolculuk yaparken, kâfirlerin size bir kötülük yapacağından korkarsanız, namazı kısıtlamanızda size bir sorumluluk yoktur. ” (Nîsâ Sûresi, Âyet: 135)
⭐︎ “Güvene kavuştuğunuzda namazı gereğince kılın. Namaz şüphe yok ki belirli vakitlerde farz olmuştur.” (Nîsâ Sûresi, Âyet: 104)
⭐︎ “Ey Muhammed! Dini yalanlayanı gördün mü? Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmak için hiç bir ilgi göstermeyen kimse, işte, dini yalanlayan da odur. Vay o namaz kılanların haline ki, onlar kıldıkları namazın ereğini bilmeyen şaşkınlardır. Onlar gösteriş yapanlardır. Onlar en küçük bir şeyi eğreti olarak vermeyen kişilerdir. (Mâûn Sûresi, Âyet: 1-7)
⭐︎ “Eğer korkarsanız, yaya yahut binekte iken kılın.” (Bakara Sûresi, Âyet 239)
⭐︎ “Ey İnananlar! Sarhoşken ne dediğinizi bilene kadar, cünüpken, -yolcu olan müstesna- boy abdesti alana kadar namaza yaklaşmayın. Hasta iseniz yolculukta iseniz, yahut biriniz ayak yolundan gelmişse veya kadınlara yaklaşmışsanız ve bu durumlarda su bulamamışsanız, temiz bir toprağı ellerinize, yüzlerinize sürerek teyemmüm edin. Allah esirger ve bağışlar. (Nîsâ Sûresi, Âyet: 43)
⭐︎ “Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyi olmak demek değildir. (Bakara Sûresi, Âyet: 177)
İslâm büyükleri diyor ki:
⭐︎ Hayır işleyecek olursam bana yardım ediniz. Şer işleyecek olursam beni ondan menederek hayra sevkediniz. (Hz. Ebûbekir)
⭐︎ Utancı giden kimsenin kalbi de ölür. (Hz. Ömer)
⭐︎ Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edeb gibi miras, tevfik gibi rehber, ilim gibi şeref bulunmaz. (Hz. Ali)
⭐︎ Cahillerin kalbi dudaklarında, alimlerin ağzı kalplerindedir. (Hz. Ali)
⭐︎ Din kardeşine gizlice nasihat eden ona öğüt vermiş ve onu verdiği öğütlerle süslemiş olur. Lâkin bunu gizli yapmayıp halk içinde yapan bilâkis o kimseyi teşhir ve rüsvâ etmiş olur. (İmam-ı Şâfî)
Dini Menkıbeler
Devletin malı
Hz. Ömer’in oğlu Abdullah bir deve satın almıştı. Bu devesini devletin develerini güden çobana verdi ve devlet meralarına gönderdi. Hayvan yedi, yedi, iyice semirdi, topladı. Sonra Abdullah onu pazara yollayarak satılığa çıkardı. Hz. Ömer bu deveyi pazarda gördü:
– Bu kimindir? diye sordu.
– Senin oğlun Abdullah’ındır, dediler.
Canı sıkılarak, hemen oğlunu çağırttı:
– Sen böyle bir deveye nereden sahip oldun?
Oğlu olanları anlatınca, Hz. Ömer:
– Vay, dede, ne iyi ne iyi. Sen bir halife oğlu olasın da böyle iş edesin, çok güzel. Deveni devlet çobanı otlatsın, devletin otlakları otlağın olsun, sonra kârı? O da Abdullah‘ın cebine girsin! Olmaz öyle şey! Git deveyi sat! Kaç kuruşa almışsan deveni! İşte o parayı içinden al, gerisini götür, devletin hazinesine teslim et, haydi!.
⭐︎⭐︎⭐︎
O yoksulların yanık yüreklerinden
Bir zalim, yoksulların dağdan çektiği odunları zorla ve çok ucuz fiyatla alıp, zenginlere yüksek paralarla satardı. Yüce kişilerden biri, onun yanından geçiyordu. Durumu ve işlerini görerek sordu.
– Yılan mısın sen? Her gördüğünü niçin sokup zehirlersin? Zâlimin bu sözlere canı sıkıldı, yüce kişiye hiç aldırmadı.
Günlerden birgün, o zalimin mutfağından bir kavılcımdır sıçradı ve odun deposunu kül etti. Yalnız odun deposunu değil, zalimin bütün varını yoğunu da… Adam yana yakıla:
– Ah, oh! Vah, vah” diyordu. Bittim… Nasıl? Nasıl oldu, nereden geldi bu ateş? Hiç anlayamadım.
O yüce kişi oradan geçiyordu yine.. Hemen cevabını verdi:
– Ben sana açıklıyayım: O yoksulların yanık yüreklerinden.
Şardağ, R. (1968, Kasım 28). Allah diyor ki: 7 / Namaz. Demokrat İzmir, s. 5.
Gazete kupürlerine ulaşmamızı sağlayan sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

