
Dünya koşulların ve gücün tamsa, tut oruç,
İman eden kulum, bunu yapmazsa bil, bu suç,
Sağlıkça sen kaza edemezsen, ilerde de
Farzdır, fakir bulup onu, halince besleme.
Dersen ki, “Ben de yoksulum, ey Tanrı’mız” eğer,
Hiç korkma, başla can ile Allah’a tövbeye
Sevmek, esirgemek yüce Allah’a vergidir.
Bunlardan ayrı anlatılanlar hikâyedir.
⭐
Dünya koşulların ve gücün tamsa, tut oruç
İman eden kulum, bunu bilmezse bil, bu suç.
⭐
Nefsinde bir arınma, vücudunda dinleniş,
İftar zamanı, yol bulup Allah’a sesleniş,
Canan yolunda türkü fedakârlıklığın sonu:
Yerden ayakların kesilip arşa yükseliş,
El, dil ve gözle günahtan uzaklaşıp
İnsanlığın özündeki manaya dek geliş.
⭐
Nefsinde bir arınma, vücudunda dinleniş
İftar zamanı, yol bulup Allah’a sesleniş.
(1 ayet)
⭐ “Ey inananlarlar, oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi Allah’a karşı gelmekten sakınasınız diye, size de sayılı günlerde farz kılındı. İçinizde hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamayanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik ederse, o iyilik kendisinedir. Oruç tutmanız -bile bilseniz- sizin için ne hayırlıdır.” (Bakara Sûresi, Âyet: 185
“Ya Ömer! Sana sığınıyorum!”
Hz. Ömer otururken yanına bir adam geldi.
– Ya Ömer, dedi. Ben ancak senin katına sığınabiliyorum. Benim hakkımı ara.
– Ne var, ne oldu? Derdin nedir?
Adam şöyle cevap verdi:
– Ben Mısır’da idim. Oradaki Vâli, As’ın oğlu Amr’dır. İşte onun oğlu Mehmet, atımı başından tuttu:
– Bu at benimdir, dedi.
Oysa ki at kendimindi. Yemin ederek bunu ona bildirdim. Bunun üzerine beri kırbaçla dövdü:
– Ben yüce bir kişinin oğluyum, haydi burdan defol, dedi.
Hz. Ömer bu kadarını dinledikten sonra, eline bir kâğıtla bir kalem aldı ve Mısır Vâlisine şöylece yazdı:
– “Bu buyruk sana erişir erişmez oğlunu da yanına alarak, hemen buraya gel.”
Mısır Vâlisi mektubu alınca korktu, oğlunu çağırtıp:
– Sen ne işledin ki halife beni de, seni de çağırsın? diye sordu. Oğlu yemin billah bir suçu olmadığını söyledi.
Günlerce yollarda perişanlık çektikten sonra, Hz. Ömer’in katına gelebildiler. Halife kırbaç yiyen o adamı hemen çağırttı; gelince:
– İşte oğlu, işte kırbaç dedi. Yüce kişinin oğlundan öcünü al bakalım, haydi. Bu emri üç kere tekrarladı.
Adam bu emre uyarak Valinin oğlunu dövdü; o yüce kişinin oğlunun, vücudunu kabarttı.
Hz. Ömer Vâliyi göstererek:
– Şimdi de, dedi, şunu döv. Çünkü, oğlu onun makamından cesaret alıyor.
Adam:
– Ey Ömer, dedi. Onu dövmeyeyim. Ben, beni döveni dövdüm, öcümü aldım. Bu işte onun suçu yok.
Bunun üzerine Hz. Ömer:
– Bu insanlar analarından hür olarak doğdular, dedi.
Siz onlara köle gibi bakmaktan vazgeçiniz. Sen de ey yolcu, eğer bir daha başına böyle bir şey gelince, hemen bana koş. Haydi yolun açık olsun.
Şardağ, R. (1968, Aralık 01). Allah diyor ki: 10 / Oruç, gücünüz varsa farzdır. Demokrat İzmir, s. 5.
Gazete kupürlerine ulaşmamızı sağlayan sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

