Korkmayın, Allah bağışlar ve hoş görür

Her ağza kanma, bir kere Kur’ân’ı aç, oku!
Allah ki hoş görenlerin en ilki, en sonu
Sizler zaifsiniz, bunu bilmez mi Tanrınız
Her suçla yargılar, ama pişman olursanız
Allah acır ve çokça günahtan arır sizi.
Tanrın; korur, acır nitelikten uzak değil
Rahmân, Rahîm, O’dur; oku Kur’ân’ı, doğru bil
Pişman olanların yolu, Allah’a doğrulur
Her göz yaşıyla tövbe sunun, kurtuluş bulur

Sen bakma her yorumcuya, Kur’ân’ı aç, oku
Allah ki, hoş görenlerin en ilki, en sonu
Allah acır, sever sizi, sevgiyle yargılar
Her eyleminle, sanma cehennem deyip yıkar.
Et tövbe, kal temiz, tut elinden fakirlerin
Faizcilik ve rüşvet ayıp say; sabahleyin
Gün battığınca an onu şükranla satma poz
Binbir çıkarların için Allah’ı yapma koz
Namusa iftiradan uzak dur, haram yeme
Bir eğrilik karışmasın asla terazine
Her sevdiğinden en yüce tut, Tanrı aşkını,
Bin ihtiras için değişip durma Tanrını.
Bir hoş tutumla kolla, aman kimsesizleri
Artık için rahat yaşa, dön korkusuz bana 
Allah deyip de korkutamaz kimse, sizleri

(12 âyet)

⭐ “Ey Muhammed! Puta tapanlardan biri sana sığınırsa, O, Allah’ın sözünü tutuncaya kadar kabul et. Sonra onu, güven içinde, varacağı yere kadar ulaştır.” (Tevbe Sûresi, Âyet: 6)

⭐ “Allah’ın size besinleri ve rahmeti olmasa ve Allah tövbeleri kabul eden en ulu bilgi olmasaydı, cezanızı çabucak verirdi.” (Nur Sûresi, Âyet: 10)

⭐ “Ey Muhammed, şöyle de: Rabbim! Bağışla! Acı! Sen acıyanların en iyisisin.” (Mü’minûn Sûresi, Âyet: 118)

⭐ “Şükreder, inanırsanız, Allah size neden azap çektirsin? (Nîsâ Sûresi, Âyet: 147)

⭐ “… Ancak tövbe edenler, doğrulaşanlar ve gerçeği görebilenler başka; işte onların tevbesini kabul ederim. Ben tövbeleri her zaman kabul eder, acır ve esirgerim.” (Bakara Sûresi, Âyet: 106)

⭐ “Ey Muhammed! Kullarıma, benim bağışlayan, acıyan olduğumu, fakat hak edenlere de azabımın can yakıcı olduğunu bildir.” (Hecr Sûresi, Âyet: 49-50)

⭐ “Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi şerefinize uyan bir yere yerleştiririz.” (Nîsâ Sûresi, Âyet: 31)

⭐ “Doğrusu, Allah bağışlar ve acır.” (Nahl Sûresi, Âyet: 18)

İslâm dininde domuz eti, leş, kan ve Allah’tan başkasına adanarak kesilen etleri yemek yasaktır. Ama Tanrımız, savaş, zorunluk, kıtlık gibi türlü zorlayıcı halleri de düşünerek bu bakımdan da hoşgörüsünün enginliğine bir örnek daha vermiş, bir buyruğuna daha kavuşturmuştur bizi:

⭐ “Allah, size ancak leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkasının adına kesilen adak etlerini yasaklamıştır. Ama darda kalan, aşırı gitmemek ve başkasının hakkına el sürmemek üzere bu hükmün dışındadır.” (Nahl Sûresi, Âyet: 115)

⭐ “Allah’a kim inanmış ve yararlı bir eylemde bulunmuşsa, Tanrı onun kötülüklerini örter; Onu, içinde temelli ve sonsuz olarak kalacağı, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Büyük kurtuluş işte budur.” (Tegabûn Sûresi, Âyet: 9’un sonu)

Kutsal kitapta allah’a inanan üç dine bağlık kimselerin kâfirlerle dost olmamaları hatırlatılır. Ama bunu dinlemiyenlere bir ceza biçilmemiş, salt bu güzel bir eylem değildir denilmiştir. Hoşgörü biraz daha ilere giderek, kâfirlerden tehlike gelmesi hallerinde Tanrımız bu dostluğu da zorunda görür.

⭐ “İnananlar, Allah’a inananları bırakıp kâfirler (imansızlar) dost edinmesinler; bunu yapan, Allah katında güzel bir eylemde bulunmuş olmaz. Ancak onlardan sakınmanız gereken bir durum varsa, o başka!” (İmrân Sûresi, Âyet: 28)

Allah Kur’an’da, Peygamber Nûh’un kendisine şöyle dua ettiğini buyurur: Bu yolla da, zalimlerden başka herkesin Tanrı katında bağışlanacağını kullarına müjdeler: 

⭐ “Rabbim, beni, ana ve babama, evime; sana inanmış olarak gireni, inanan bütün erkek ve kadınları bağışla. Yalnız zalimleri yok et!” (Nûh Sûresi, Âyet: 28)

Dinsel Menkıbeler

Damdaki deve
Belh hükümdarı yücelerden İbrahim Ethem, bir gece o kaca sarayında atlastan yapılmış yataklarından biri içinde yatıyordu. Uykusu sırasında odanın tepesinde pıtırtılar işitti. Damda birileri vardı galiba. Buna çok öfkelenip, pencereye çıkarak yukarı seslendi:
– Heyyy! Kim var orada?
Damdan bir ses cevap verdi: 
– Ben varım. 
Hükümdar daha çok kızdı: 
– Sen kimsin? Orada ne arıyorsun gece vakti?
– Yabancıyım. devemi yitirdim, onu arıyorum.
Hükümdarın bu cevap karşısında cinleri başına üşüştü: 
– Be adam, delirdin mi sen? Damda deve aranır mı?
Damdaki hemen cevap vermedi; sonra dokunaklı dokunaklı:
– Ya sen hükümdar hazretleri, dedi, sen atlas yatakların içinde Allah’ı arıyorsun, O, orada bulunur mu?


Şardağ, R. (1968, Aralık 17). Allah diyor ki: 26 / Korkmayın, Allah bağışlar ve hoş görür. Demokrat İzmir, s. 5. 


Gazete kupürlerine ulaşmamızı sağlayan sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın