Allah bağışlar

Allah diyor ki: Gel güzelim gel, güzel kulum!
Her yerde, her gönülde ben iz iz ve pul pulum
Her besmeleyle Ben’im seslenen size,
Siz bakmayın, yorumca fakir kimsesizlere
Allah diyor ki: “Gel güzelim, gel, güzel kulum”
Ben aşk ve sevgiden çizilen nurlu bir yolum. 

(2 âyet)

⭐ “Allah en çok bağışlayan ve en çok acıyandır.” Zalimi bile, gerekirse bağışlar. Netekim Kur’ân’da Mâide Sûresi’nin, 39 uncu âyetinde buyurur: “Ettiği zulümden sonra tövbe edip doğruluğa erişen kimse, bilmelidir ki, Allah onun tövbesini kabul eder. Allah şüphesiz bağışlayan ve acıyanların en acıyanıdır.” 

⭐ “Ey zaif davranıp, iradesini yenemeyen, doğru yoldan çıkan ve doğruluktan uzak eylemde bulunan kullarım! Allah’ın esirgeyici gürlüğünden umudunuzu kesmeyiniz… Doğru Allah, günahların hepsini bağışlar.”

Ölümden kurtuluş yok

Birgün apansızın erişir, bil ölüm sana
Yüklenme türlü pisliği; ey kul dönüş bana
Dünya, çocuk ve mallarınız boş koyar sizi
Ergeç, ölüm karanlığı indikte gözlere
Doldukta son saat acısı, tüm yüreklere
Yok iltimasa, tövbeye artık zaman; bilin!
Buyruklarımca iyilik, kulluk eyleyin. 
Şükranla an da bir kere, lütfun nasıl dene!
Mal, mülk parayla; sen unutursun, nasıl beni?
Vaktinde harca yoksula, kıl güçlü kendini

Birgün apansızın ereşir, bil ölüm sana
Yüklenme türlü pisliği; ey kul, dönüş bana

⭐ “Kimsenin, kimseden faydalanamayacağı, fidyenin alınmayacağı, koruyuculuğun kabul edilmeyeceği ve artık yardım görülmeyecek günden korunun.” (Bakara Sûresi, Âyet: 123)

⭐ “Nerede olsanız, en sağlam kaleler içine girseniz bile, ölüm sizi bulacaktır.” (Nîsâ Sûresi, Âyet: 78)

⭐ “Ey inananlar! Mallarınız ve çocuklarınız sizi, Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Böyle olanlar, yanlış yolu tutmalarının cezalarını çekeceklerdir.” (Munafikun Sûresi, Âyet: 9)

Senden şikayetçi çok memnun olan yok

Müminlerin ulusu Hz. Ömer halife olduğu sıralarda birgün Medine’de çamurdan bir duvar yapıyordu. Yahudi’nin biri şikâyete gelerek dedi ki: 

– Benden Basra hakimi yüzbin dirhemlik mal aldı. Borcunu ödemek hususunda savsaklayıp duruyor. Halife Yahudi’ye sordu: 

– Üzerinde bir kâğıt parçası var mı?

– Hayır! O zaman Hz. Ömer bir çanak parçası alarak üzerine şu sözleri yazdı: “Senden şikâyetçi olanlar pek çok, fakat memnun olanlar yoktur. Ya şikâyete sebep olan şeylerden sakın, yahut hakimlik makamından çekil.” Bu sözlerin de altına sadece, “Yazan Hattap oğlu Ömer’dir” diye eklemişti. Ayrıca ne bir mühür, ne de tura basmadı. 

Yahudi Basra’ya gidip at üzerinde yakaladığı hakime çanak parçasını verince, koca hakim hemen atından inerek yeri öptü. Hayvanın üzerine cevap bekleyip Yahudi’ye bütün borcunu ödedi. 

Mevlânâ’dan deyiş

Enelhak kadehiyle
Bir yudumcuk içen sızdı
Tanrılık şarabından
Şişelerle, küplerle içtim ben, sızmadım
Ben, sultanların aradığı sultan
Ben hacetler kıblesiyim, 
Gönlün kıblesiyim ben, 
Ben Cuma mescidi değilim
İnsanlık mescidiyim ben
Ben saf aynayım
Sırrım dökülmemiş, paslanmamışım
Ben kin dolu bir gönül değilim
Tur-ı Sînâ’nın gönlüyüm ben
Üzüm sarhoşluğu değil benim sarhoşluğum;
Benim sarhoşluğum ebedi.
Tarhana çorbası içmem ben; 
Ben can yemeği yerim, 
İçerim can şerbeti


Şardağ, R. (1968, Aralık 20). Allah diyor ki: 29 / Allah bağışlar. Demokrat İzmir, s. 5. 


Gazete kupürlerine ulaşmamızı sağlayan sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın