San’at Hareketleri:
Elhamra sineması, dün gece, sesini gönlümüze duyuran Münir Nurettin‘i barındırmak gibi zevkli bir harekete şahit olduğu gibi, bir kaç bakımdan göz alan, ferahlık veren bir dekora da can vermiş oldu. Bir defa her iki konserin biletleri satılmış, üstadın Karşıyaka Ses Sineması’nda Cuma günü vereceği konser için bilet sorulmaya başlanmıştı. Öteyandan salonun o muhteşem topluluğundan takdir, bir mabetteki deruni iç geçirme gibi vakur bir methiye dalgalanması halinde duyulmakta, sezilmekteydi. Bu gece İzmir, ud çalmada bazen beşer üstü bir mertebeye ulaşan Yorgo Bacanos‘u da karşısında görmüş, ne yazık ki onun elinde beklediği ud’u değil, ancak cümbüşü bulmuştu. Salonda ecnebiler, levantenler, seçkin bir kalabalık ve artık üstadtan musikimizin özünü tatmak ve anlamak bahtiyarlığına kavuşmuş bulunan sevimli bir halk topluluğu mevcuttu. Bu kalabalık dışarıda, konser sonunda Münir Nurettin Selçuk otomobiline bininceye kadar “Yaşa”, “Varol”, “Sağol” sesleriyle onu, milletin muhterem ve payidar eserlerine kırk senesini vermiş olan büyük Türk san’atkârını alkışlıyordu. Bu gecenin bir özelliği de, belki henüz tek başlarına okumak için gerekli pişkinlik ve cesarete erişemeyin, fakat hocalarından san’atı yudum yudum emebilmiş olan Nevin İnan‘ı, Ayten Meriçligil ve Şayeste Acar‘ın teşkil ettiği temiz, pürüzsüz koro idi.
***
Üç kısma ayrılan programın ilk eseri Kömürcü Hafız Mehmet Efendi‘nin Hüzzam Remel ikaındaki beste idi:
Demirden leblebi salâbetinde (sertliğinde) olup musikimizin en mümtaz eserlerinden biri olan beste, ebedî visal ateşinin hicran ve hayalden ibaret bir deva ile teskine çalışan bu eser, o aziz hançerede lâyık olduğu kemale safha safha ulaştı. “ey mâh” derken “ey” öyle bir uzadı ki melodi mâha dayanıncayadek gönlümüzün o mahzun seferi devam etti. Keza aynı eserin orta bölümünde “kendim anar” derken batuta içinde “nar” hecesine solist san’atkâr öyle bir içlilikle yaslandı ki bunu takiben gelen ve “Yar”a kadar uzanan terennümleri hayran olarak dinledik.
Üstad ikinci Hüzzam eseri de beklenilen fonda okudu. İkinci Mahmud’un Kazaskeri, Neyzeni ve hattatı olan devrinin büyük evlâdı Mustafa İzzet Efendi‘nin bu eseri programda da belirtildiği üzere, Hüzzam olmakla beraber Hüzzam’a pek yakın olan Segâh’ın salçasıyla bolca helmelenmiştir.
“Doldur getir ey saki-i gül çehre peyale
Sagar yetişir bu gicelik def’i melâle”
Ben Münir‘den pek çok eserin kararını dinledim, fakat dün gece, bu şarkıda rikkatli bir dolaşmadan sonra öyle haşmetle karara indi ki, ölmezliğe kavuşmuş olan serasker, bütün ruhu ile her halde mesruren aramızda dolaşmıştı.
Münir‘in bu geceki programının ilk kısmında, dikkati çeken bir yeni eserde, kendi Hüzzam bestesi “Sahilden uzaklaştık elin şimdi elimde” diye başlayan şarkısıdır. Her eser az çok güfteyi melodiye melodiyi güfteye uydurmak maksadıyla yapılır, fakat kaçı muvaffak olur? Dün gece bu şarkıdaki “uzak” kelimesi içine giren melodininin ruhlarda uzaklık yarattığı hissi “son” kelimesinde toplanan namütenahilik gönüle ferahlık vericiydi.
İkinci kısımda geçen yıl oduğu gibi, Şevki Bey‘in muhalledatından ve “Gülzare nazar kıldım virane misal olmuş” diye başlayan Uşşak eserini o hazan şarkısını yine zevkle dinledik. Konserde, korodan dinlediğimiz üçüncü kısımda halkımızın sevdiği şarkılar büyük tezahürata vesile oldu.
Kısmetse eğer, yarın, ikinci konser üzerinde de tahassürlerimizi yazacağız.
Şardağ, R. (1952, Kasım 18). San’at Hareketleri / Münirin dün geceki konseri. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

