İçi dışı bir politika

Evvelki gün, Büyük Millet Meclisinde, Dışişleri Bakanı Profesör Köprülü‘nün, Sovyetlerin son notasına cevap verilmeyeceği hakkındaki beyanatı üzerinde durdunuz mu? İkinci cihan harbinden muzaffer çıkmış büyük bir kara devleti olmanın verdiği sarhoşluktan bir türlü ayılamayan bu kötü niyetli komşumuzu, hiçbir şey ayıltmasa bile, Köprülü‘nün bu milleti temsil eden ezici tavrı ayıltmış olsa yeridir. Tok sözlülüğü çok iyi bilinen dışişleri bakanımız, kuvvetini haksız ve manasız kabadayılıklardan değil, haklı cesaretinden ve kendine güveninden alan açık ve mert bir dış politikaya devam ettiğimizi bir daha müjdelemiş bulunuyor. Bu politika açık ve mert bir dış politikaya devam ettiğimizi bir daha müjdelemiş bulunuyor. Bu politika açık, ve dürüsttür. Kalbimizin içini dışına döken samimi ruh karakterimize ayni ile uymaktadır. O kadar açıktır ki daha kendi paçasını ekonomik esaretten kurtaramamışken küçük Sudan’ı bir kalemde ülkesinin sınırları içine katıp bayram etmek isteyen hayalperest komşumuz Mısır’a yapılan dörtlü teklife imza atarken de, Kore’de, insaniyete karşı borçlu olduğumuz vazifeleri yerine getirirken de böyle mert ve açıkçaydı. İşte en nihayet bu dış siyasetin son tezahürü yüreklerimize, suların en azizini serpmiş bulunuyor. “Efendim ben Atlantik paktına girmenizi hoş karşılamadım.” “Yok efendim orta doğuda benim saldırışıma karşı alınacak tedbirlere katılmanızı istemem.” Vay düdüğüm! Demek oturup kalkışımızda dahi ondan izin alacağız!

Profesör Köprülü‘nün işte bu zırt zırt verilen notaları, verilmiş dahi saymayacak kadar olgun ve cesaretli kararı dünya siyaset sahnesinde ilk defa vukua gelmektedir. Birkaç yüz seneden beri, kuvvetlinin zayıfa, “suyumu bulandırdın” kabilinden verilip duran notaları cevaplamak adetken, ilk defadır ki kendisini dev aynasında gören bir kötü komşunun zırıltılarına ne göz açmak, ne de kulak asmaktayız.

Düşmana, “Hodri meydan” diyen şu veciz mukabelesinden dolayı ne kadar övsek yeridir. Sayın Bayar’ın, Menderes’in ve kendisinin bulunduğu bir mecliste, 1945 yılında, Burdur Demokrat parti şubesini kurmaya gelen Mehmet Erkazancı‘nın (şimdi Burdur milletvekilidir) sonradan bana: “Kardeşim” dediğini hatırlıyorum; “Bu Köprülünün konuşmasında bizim açık sözlü Türk köylüsünün tıpkısı bir hal var. Hiç lâfı uzatmadan kestirip atıyor.”

Şimdi şu son hadiseyi de öğrenince anlıyoruz ki Türkiye dış politikası, bir hayli zamandan beri girintili çıkıntılı yollarda sürüklenen talihsiz dünyanın siyaset arabasını tekerleğinden çekip durdurarak düzlüğe çıkarmış, karakteri oynak sanılan cihan dış politikasına yeni bir karakter kazandırmıştır. Artık dış politikamızın adı değişmelidir. Öyle ya, bu dış politika değil, içi dışı bir politikadır…


Şardağ, R. (1952, Aralık 15). Günübirlik/İçi dışı bir politika. Yeni Asır, s. 3.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın