Kaçan kaçana!.

İstanbul Solistleri Musiki Branşları Arasında Mekik Dokuyorlar – İzmir’in Yurttan Sesleri Yola Giriyor – Birtan’ı dinleyeceğiz

İstanbul’da müzik piyasasında çeşitli müzik kolları arasında bir kaymadır başladı. Falan hanım alaturkayı bırakıp dans müziğine başladı. Falan zat alafrangayı bırakıp klâsik Türk müziğine atladı. Hele o caz okuyucusu yok mu, o da davulu, şefinin kafasına fırlatarak alaturkaya zıpladı. Geçen geçene, daha doğrusu kaçan kaçana. 

Bir insan düşünün, elleri dizlerini döğe dursun, kendisi de yarı mistik nağmeleri eze eze bugünkü alaturka musikiye az çok alışmış derken, efendim birden bire “caydım” diyor ve bu şekil bir musiki metodundan döğüşmekle değilse bile hiç olmazsa tepinmekle alâkalı bir başka sahaya atılıyor. 

Batı tekniğinin seri ve hareketli, nağmeleri şimdi kreşendo, şimdi pianolarıyla bir variyasyon ifade eden musiki terbiyesinden yüz seksen derecelik bir dönüşle ağır ve derin lahinler diyarı olan klâsik Türk musikisine dönüyor. Hülâsa kendi çalışma branşlarını bırakan bırakana, ama ilk bağlı oldukları musiki şubesi, daha evvel gel-geç ve maymun mizaçlılardan vazgeçmişti o başka. 

Mustafa Hoşsu
(1927-2017)

İzmir Radyosu kurulduğu günden beri bir türlü yoluna, düzenine giremeyen bir aksak tarafından, nihayet kurtulmuş bulunuyor. Yurt türkülerini çekip çevirmek üzere değerli bir genç bu işin başına geçmiştir. İzmir ve Ege’nin halk türkülerine ve millî sazlara karşı derin bir ilgi duyan bir çok kabiliyetli çocuğu, bir haftadan beri Mustafa Hoşsu‘nun bilgili çalışmalarından faydalanmaya başlamışlardır. Muzaffer Sarısözen gibi değerli bir mütehassıs arkadaşımın yerinde bir tavsiyesi ile İzmir Radyosu’na gelen bu kıymetli gencin çalışmalarındaki verime kısa zamanda şahit olmak ve bugüne kadar devam eden keşmekeşden kurtulmak yegâne emel ve ümidimizdir. 

Bugün 19.30’da İstanbul Radyosu’nda kendisini yarım saat dinleyeceğimiz Muzaffer Birtan, Yesari Asım‘ın okuyuş tavrını yeni bir vakar ile doldurarak kendine mahsus bir üslûp yaratan kıymetlerimizdendir. Bizim musikimizi zevkle maalesef sayılı kimselerden dinlemek bedbahtlığına uğramış olan bizler bu akşam Birtan‘ı herhalde kaçırmamalıyız. 

Bugün saat 15.10’da bakalım, yaptığımız tenkid ve temennileri Muallâ Mukadder Atakan dikkate alacak mı? Zeki Duygulu‘nun Isfahan bir şarkısından biliyorsunuz, nakaratta, “gerden-i billûr” yerine “gerdan-ı billûr” diyordu. İnşallah düzelttiğine şahid oluruz. 

Yine bu akşam, Ankara Radyosu’nda 19.45’de okuyacak olan Muzaffer İlkar‘ın programında kendi eseri olan nihavend bir şarkı var. Bu şarkının güftesi büyük şairimiz Yahya Kemal Beyatlı‘nındır. Türk edebiyatının nefis ve mümtaz eserlerini besteleme işinde bu kadar acele etmesek, hatta bu işi, ehline bıraksak fena olmayacak. İlkar‘ın güzel besteleri de yok değil. Fakat dediğim gibi, bu güfteye biraz yazık olmuşa benziyor.

Şiiri, bestelenen ve bestelenmeye iki kıtasıyla birlikte yazıyorum:

“Dün kahkahalar yükseliyorken evinizden
Bendim geçen ey sevgili, sandalla denizden
Sahillere çarpsın diye bir kahkaha sizden 
Bendim geçen ey sevgili sandalla denizden

Dün bezminizin ezeli bir neş’esi vardı
Saz sesleri tâ fecre kadar körfezi sardı
Vaktaki sular şarkılar inlerken ağardı
Bendim geçen ey sevgili sandalla denizden”


Şardağ, R. (1953, Nisan 5). İzahlı Radyo Programları ve Güfteleri / Kaçan kaçana. Ege Ekspres Gazetesi, s. 6. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın