İsmet Yazar’ın bulduğu pınar

Büyük üslûplardan faydalanmak veya ezilmek istemem ama yan cebime koy – Nazın mestettiği sevgili

İsmet Yazar
(1929-2013)

Bir san’atkâr okuyucunun uslûbundan faydalanmak başka şeydir, o san’atkârın kuyruğu olmak yine başka şeydir. Bu bahsi açışımın sebebi, radyomuzda bu akşam 19.45’de okuyacak olan İsmet Yazar‘ın adına gözümün takılmasıdır. Bir zamanlar, bu gencimiz sesindeki bütün temiz hançere tezahürüne rağmen mevcut olan ürküntülüğü gidermek mümkün olamamıştı. Bu seste bir değer vardı, fakat bir türlü okuyucu bunu tezahür ettiremiyor, üstü örtülü cevherini meydana atamıyordu. Son bir aydır onda derin bir müzik bulduğumu açıklamalıyım. İsmet Yazar, Alâeddin Yavaşça‘nın ses ummanından kendi nasibini almış bulunuyor. İstanbul Radyosu’nun bu derinliği umman ifade eden sesi, bizim genç solistimize de tesir etmiş. Yazar, nihayet su içeceği pınarı bulmuştur ve çok şükür ki Yavaşça‘nın üslûbu altında ezilip onun kuyruğu olmamış, ondan aldığı cevheri kendi sesi ile birleştirmiştir. Bundan sonra İsmet Yazar‘ın geleceğine ümit ve ferahlıkla bakabiliriz. 

Müzehher Güyer
(1923-1998)

Bugün Ankara Radyosu’nda 20.30’da dinleyeceğiniz Müzehher Güyer‘in programındaki güzel şarkının tam güftesini manalarıyla beraber yazalım:

Birincisi Hacı Arif Bey‘in Muhayyer makamından bestelemiş olduğu son derece güzel bir Aksak şarkısıdır. Bu şarkının bilhassa her mısraının başında ve sonunda terennüm olarak çekilen oflar, cidden şahanedir. Efendim “Of” bizde “Yeter, istemiyorum” gibi bir manaya gelmez mi? Öylesine öyledir ama, bir bu oflarda teksif edilen şeyin fevkalâde derin, içli, hatta biraz da keyifli bir melodi olduğunu görürüz. Hani, “İstemem!” diyenler görürüz ki bir taraftan da “Yan cebime koy.” der, onun gibi bir şey!

“Of, deva yokmuş neden bimar-ı aşka of
Neden bir çare yok naçar-ı aşka
Reha olmaz mı bend-i tası aşka
Aman Yarabbi yandım nar-ı aşka

Manası
Aşk hastasını iyileştirici bir ilaç yokmuş, neden?
Neden aşkın çaresiz kalmışlarına bir çare bulunmaz, neden?
Aşk gecesinin tuzağına düşenlere bir kurtuluş yok mu?
Aman Allah’ım yandım ateşine, yandım”

İkinci eser Ziya Paşa‘nın Nişaburek bir şarkısıdır. Güftesi büyük şair Nedim‘in nefis bir gazelinden alınan bu klâsik güzellemenin dört mısraını manasıyla yazalım: 

“Mest-i nazım kim büyüttü böyle bîperva seni
Kim yetiştirdi bu gûna servden bâlâ seni
Bûydan hoş renkten pakizedir nazik tenin
Beslemiş koynunda gûya kim gül-i rana seni

Manası
Ey nazla mest olmuş sevgili, seni böyle pervasız böyle delişmen olarak kim büyüttü?
Seni böyle nazlı ve kıvrak serviden daha üstün olarak şu haline dek büyüten kim?
Koku ki çeşittir; sen kokudan da hoşsun, nazik tenin renkten de güzeldir
Sanki en şahane gül, seni koynunda büyütmüş sevgili!”


Şardağ, R. (1953, Nisan 6). İzahlı Radyo Programları ve Güfteleri / İ. Yazar’ın bulduğu pınar. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın