Kerim İleri-Bir Şarkının aslı bozulabilir mi?-Mürşide Şener’in göğsüne oturan bir böcek-Safiye Ayla haksız-Rakım Hoca dayanamıyor
İzmir Radyosu, 23 Mart Pazartesi günü saat 21.00’de, size Kerim İleri‘den şarkılar okuyacak. Radyomuzun bu çalışkan, sevimli ve kuvvetli solisti, Münir Nurettin okulu mensuplarındandır. Tatlı ve davudi sesiyle bize klâsikleri seve seve dinleten bu çocuğumuz, geçen sene Münir Nurettin‘in takdir ve iltifatını da kazanmıştı. Bu akşam okuyacağı güzel şarkılar arasında Nihavend makamından Rakım Elkutlu‘nun “Ne bahar kaldı ne gül” şarkısı vardır. Gütfesini yazıyorum:
Ne bahar kaldı ne gül ne de bülbül sesi var
Ne o canan ne bir ümit ne gönül neş’esi var
Çekecek bence hayatın daha bilmem nesi var
Ne o canan ne bir ümit ne gönül neş’esi var
Güftesini rahmetli Karşıyakalı şair Nahit Hilmi‘nin yazdığı bu son derece güzel şarkının macerası hayli mühimdir. Bir defa bu eseri Safiye Ayla, o güzel sesi ile gerçekten güzel okumakta ise de aslını değiştirmiş, gazele benzeyen bir okuyuşla meyanı adeta bozmuştur. Bu eserin icracı solist elinde kazanacağı bir hususiyet yok mudur? Şüphesiz ki var. Fakat bu, asla şarkının nota hakkının çiğnenmesiyle olmaz. Mes’ele şudur: Hiç bir solist hiç bir eseri bestekarının tam gönlünden geçirdiği gibi okuyamaz. Eseri yaratanla okuyan arasında az çok bir boşluk daima mevcuttur. Fakat en büyük ses san’atkârı bir eseri bestekarının dilediğine en yakın bir şekilde okuyabilendir. Solistlerimizin dikkat etmeleri lâzım bu noktada.
Hocamızın bu şarkısını Münir Nurettin, Perihan Altındağ Sözeri ve Mualla Gökçay kendisinden bizzat geçmek bahtiyarlığına eren kimselerdir. Bir gün Mehmet Kasabalı‘nın evinde Rakım hocamız bu eserini Mualla Gökçay‘la geçiyormuş. Gökçay iki defa birlikte okumuş. Rahmetli besteci hem eserinin güzel okunmasından memnun olarak hem de geçmiş emeğini hesaba katarak taktir ve istek karışık bir nevazişle Mualla’yı iki yanaklarından öpüvermiş.
Yine bu akşam saat 20.00’de İstanbul radyosunda Mürşide Şener okuyacak. Münir Nurettin‘in yetiştirdiği gözde kıymetlerden biri olana Mürşide, son derece terbiyeli bir gırtlağa ve armonisi üstün bir sese sahiptir. Gerçi bu sesin madeninde biraz körpelik sezilmiyor değil; fakat dinlemesi insana adeta huzur veren bir ses.
Bir gün Mürşide, Ankara’da hocası Münir Nurettin’le birlikte ilk defa bir konsere çıkacakmış. Tek başına büyük bir heyecan içinde konsere başladığı bir sırada bir böcek gelip gece tuvaletinin göğsüne konmaz mı? Kızcağız bitmiş; ya şimdi gelip de göğsüme girerse…
Bak aksiliğe; şeytan böcek, bu sefer kalkıp kızın tam göğüs çukuruna oturmaz mı? Şarkıyı bitirdikten sonra birden böceği silkeliyerek içeri kaçan kızcağız hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamış. Kızın mı şansı yokmuş, böcek mi konacağı yeri bilmiş, orasını biz okuyuculara bırakalım.
Not:
Kahramanlar’dan “Üç Kardeşler” rumuzuyla mektup gönderen okuyucularıma:
Bu sütun emrinizdedir. İmkân nisbetinde cevap vermeye hazırız. Türk musikisinde gerçi sözlü musiki esastır. Dini ayinlerle, durak ve kârlarla başlayan musikimizde saz eserleri sonradan meydana gelmiştir. Bu eserleri dinlemek ve onlardan zevk almak gerçekten bir musiki terbiyesi ister. Bizim saz eserlerimizin Batı senfonilerinden zahirde çok sesli okumak gibi bir ayrılığı vardır. Fakat hakikatte, derinlemesine yayılarak her hanedeki teslimleri müteakip ruhlarımızda kanatlarını yayan nağmelerle peşrev ve saz semaileri erişilmez senfonik abidelerdir.
Hürmetlerimle.
Şardağ, R. (1953, Mart 23). İzahlı Radyo Programları ve Güfteleri / Bugün neler var?. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

