Hicranlı şarkıların şahı-Klârinetçi Şükrü’nün bir bestesi-Saçmadan daha aşağı
Bugün Ankara Radyosu’nda, yenilerden fakat aynı zamanda beğenilenlerden bir ses, Mediha Fidan okuyacak. Saat 13.15’deki seansında, Türk musikisinin neoklâsik değerlerinden ve lirizmin muvaffak inşacılarından Lem’i Atlı‘nın hep bildiğinizi sandığım çok güzel bir şarkısını okuyacak. Hicaz makamından olan bu eserin sözleri şudur:
“Sorulmasın bana ye’sim garik-i hicranım
O hüsnü gördüğüm andan beri perişanım
Bu derd-i suziş-i firkatla zar ü nalânım
O hüsnü gördüğüm andan beri perişanım”
Sözleri hicran, yeis ve perişanlık ifade eden ve “O güzeli gördüğü andan beri perişan olduğunu” ifade eden bu şarkı gibi, musikimizde binlerce şarkı vardır ki sözleri hep böyle hicrandan, perişanlıktan dem vurur. Fakat özü sözüne uyan, yani taşıdığı melodik ruh ile güfte arasında bir intibak bulunan eserler on tane ise bu şarkı, o on tanenin şahıdır.
Klârinetçi Şükrü Tunar‘ın bir hüzzam şarkısını da bu akşam yine Ankara Radyosu’nda Nevin Dömirdöven okuyacak. Eserin tamamını yazıyorum. Zira Türkçe bakımından bizi utandıracak kadar hatalı, soğuk bir güfte:
“Bir zamanlar maziye bak ne kadar şendik”
“Bak” sözü şimdiki anla alâkalı bir fiil köküdür, emirdir. “Bir zamanlar” gibi, maziyi kasdeden bir söz, nasıl bugünkü zamanla birleşir? Besteci lütfen tenezzül buyurup bir şarimizden güzel bir güfte seçmez miydi? Dilimize karşı bu ne saygısızlık? Solistlerimize, radyo idareleri, sözleri saçmanın da aşağısında bulunan böyle şarkıları okutmamalıdırlar.
İzmir Radyosu programında bu akşam 18.15’de radyo kadınlar faslı gözüküyor: Üzerinde de bir cümle: İdare eden: Edip Erten. Fakat gel gelelim, İzmir Radyosu’nun İstanbul’dan müzik şefi olarak getirilen Edip Erten bu vazifeden affını isteyerek ayrılmış bulunuyor. Kendi gitti adı kaldı yadigâr kabilinden, programda adı kalmış. İzmir’e geldiği ilk günlerde, hakkında çıkan bazı üzücü dedikoduları kendisine dostça hatırlattığım bu değerli müzisyenin hem kendisine, hem radyoya yazık oldu. Bununla beraber radyo, daha ehil bir müzik şefi temin ederek onun yerini doldurabilir ve İzmir Radyosu’nun, Türk musikisi bakımından maalesef böyle bir otoriter ve bu işin her safhasından anlar bir kıymete ihtiyacı da vardır. Bu şehre Basın Yayın neden üvey evlât muamelesi yapar, anlaşılmaz. Benim sevimli arkadaşım Ümit Demiriz bu mevzuya lâyık olduğu ehemmiyetin, Ankara tarafından verilmesini sağlarsa çok isabetli bir iş yapmış olur. Edip Erten neden ayrıldı veya ayrılmaya mecbur edildi, bilmiyorum; yalnız kaliteli ve ömürlü besteler yapmasını iyi bilen bu solist arkadaşlara, idareci olarak bulunması lâzım gelen vasıflar yoktu sanıyorum. O, kusurlu hareket etmişse, bunun şahsen acısını çekmiş ve bir ödemede bulunmuştur. Biz onun bundan sonraki hayatında olsun başarı sağlamasını dileyelim.
Şardağ, R. (1953, Nisan 11). İzahlı Radyo Programları ve Güfteleri / Edip Erten neden gitti?. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

