Neşriyatımız dikkate alınıyor

Radyonun jesti-Samimiyet dolu bir güfte-Sakın geç kalma erken gel

Radyomuzu henüz tenkit hedefi içine almış değiliz. Biz bir kaç defa söyledik. Muazzam bütçe ile idare edilen Ankara Radyosu’nda bile nice çamlar devrildiği düşünülürse, bizim, henüz ayrıldığı söylenen 350 bin lirasına bile sahip olamamış olan küçük radyomuzda gayet tabii olarak servi ağaçları. Bununla beraber eğer devrilenler servi ağacı olsaydı, şüphe yok ki, daha sert bir kalem kullanırdık. Şart ve imkânlarının mahdutluğuna rağmen büyük bir gayret sarfedildiğini görüyoruz. Her şeyden evvel bir hüsnüniyet gördüğümüzü söyleyelim. Bu sütunlarda yaptığımız neşriyat üzerine bir solistin alaturka sololarına son verildiğini, güftesini tenkit ettiğimiz bir bestenin de programlardan kaldırıldığını öğrendik. Şüphesiz ki memnun olduk. Daha ziyade temenni mahiyetini alan diğer görüşlerimizi sırası geldikçe açıklayacağız. 

Bugün radyomuzda Türk musikisi seanslarında dört tane yetişmiş solistimiz okuyacak. Emin Gündüz ve Zehra Hoşkan, Güzide Çelebi, Fikret Karahan.

Programa bakıyorum, hepsi de seçme eserleri okuyor, beğenilmiş, sevilmiş eserler. Bu arada Fikret Karahan musikimizin popüler bestecisi Ahmet Rasim merhumun bir eserini okuyor ki, güftesi şudur: 

“Bu akşam gün batarken gel
Sakın geç kalma erken gel
Tahammül kalmadı bende
Sakın geç kalma erken gel

Cefa etme bana mahım
Sonra tutar seni ahım
Üzme beni şivekârım
Sakın geç kalma erken gel”

Ahmet Rasim merhumun bu bestesinin sözleriyle hatta melodisi ile alâkalı bir de hikâyesi vardır. Sanatkârın her sanatkâr karısı gibi tahammüllü ve cefakâr zevcesi bermutad sabahleyin evden çıkarken Rasim‘e kimbilir kaçıncı tenbihini, bu sefer biraz sertçe yapmış: 

“Sakın geç kalma erken gel”

Rasim merhum yarı asabi, yarı sıkıntılı evden çıkar çıkmaz, sevimli hanımından öfkesini bir şarkı ile almak ve işi tatlıya bağlamak istemiştir. Kısmen bir şaka mahiyetinde olan ve nağmeleri de bunu andıran bu yukarıki eser fasl-ı musikimizin en dayanıklı bir örneğidir. 

“Geç kalma” derken adeta nevazişle yalvaran, aynı zamanda tatlı tarafından ihtar eden bir munis Türk zevcesini karşısında görüyor, aynı mısraın Rasim‘in inat edercesine hanımına şakadan takıldığını adeta hissediyoruz. 


Şardağ, R. (1953, Nisan 12). İzahlı Radyo Programları ve Güfteleri / Neşriyatımız dikkate alınıyor. Ege Ekspres Gazetesi, s. 6. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın