Tiyatroda Marks’ın yenilgisi

Devlet artistlerinin her temsili gibi “Çöl Faresi”nin de başarı kazandığını gururla kaydederim. Eserde usta bir reji kuvveti yanında hayran kalınan çok şey vardı. Artistlerin hepsi de duygulu, rahat ve hakim oynadılar. Ehemmiyetli olan şu: Henüz yirmi yaşının havalı çağını yaşayan Müşfik Kenter ve en büyük kadın artistimiz Yıldız Akçan, tabiliğinin ve icabın şaheseri bir oyun çıkardılar. 

Avusturya’da yeniden teşkil yetkisi kendisine bırakılan bir bankanın büyük hissedarı ve umum müdürü Baron’u, Müşfik yaşattı. O küçük, delişmen yaşın çocuğu, elli beşini aşkın bir beden çatısının içine, rolünün gereğine uyarak nasıl öyle tıpatıp yerleşti? Yürüyüşünde, tam zaafa kapılacağı sıradaki fizikçe ve ruhça geri dönüşleri, ne sanat güzelliğidir? İşsizliğe ve iş isteyenlere karşı soğuk ve donuk, çalışmada öldürücü disipline taraftar, hele bir borsa rakamını, bir tümen gözyaşına tercih eden insan sevilir mi? Fakat bu patronun çalışkana karşı zaafı da vardır. İşte bu noktayı sımsıkı yakalayan Müşfik’i alkışlamaya doyamadık. Öte taraftan soğuk bir patron karşısında kendisine ve anasına bakmak için iş talep eden işsiz kız “Susie” rolünde Yıldız Akçan harika idi. Onun, hususiyle iş vadini alınca telefonda mahalle bakkalından talep ettiği liste, fakir geçmiş hayatının ne hazin bir tablosu idi. Bir empresyonist ressam olsaydım, o telefon sahnesinden bir kompozisyon yaratmasını bilirdim. Bu iki kardeşin hakkını verebilmem için, siz bana, taktir yolu olarak, asırlardır bilinen tenkit metodunun dışında başka bir tarik gösteriniz!

Ya eserdeki Marksist yenilgi? Sen misin patronu ille kötü, işçiyi ille de iyi gösteren Komünist filozof? İnsanlığa mugayyir olan bu taksime, “Çöl Faresi” yazarı iddiasız tarafından öyle bir şamar indirmiş ki.. İşte bir işçi veya ecir kız ki, patronuna milyonlar kazandıran, kendisine bir paket sigara bile sağlamayan “Yağ mukavelesinin imzası” haberi ile adeta saadetinden bayılacak hale gelmiştir ve işte bir patron ki, işçiyi ezip suyundan kazanç tiridi yapan benzerlerine benzememiş işçisinde bulduğu zekâ ve gayreti en büyük mukabele ile mükâfatlandırmasını bilmiştir. 

Geçen gece, Karl Marx‘ı, suni sınıf taksimi bakımından Devlet Tiyatrosu’nda yenilgiye uğramış buldum. 


Şardağ, R. (1958, Ağustos 20). Günübirlik –  Tiyatroda Marks’ın yenilgisi. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın