Son günlerde yeni Irak hükûmeti ile Amerika Birleşik Devletleri arasında sıcak bir su akımı başladığını görüyoruz. Birleşik Devletlerin, eskisinden daha büyük nisbette oraya silâh ve savaş malzemesi göndermesi, haftanın en dikkati çeken olayıdır. Gerçi ihtilâlci Irak hükûmeti başkanı, Nasser‘e karşı bir kaç defa tatlı dil kullandı. Ama dikkat edilirse bu dilde bir piyazlama gayreti (abartma) gözden kaçmaz.
Gençi Rus Büyükelçisi Bağdat’a vardığı zaman hayli gösteri yapılmıştır. Hatta İngiliz düşmanı Araplardan bir kısmının öpmek üzere Büyükelçinin eline yapıştığı haberini dahi okuduk. Fakat öteyandan Irak Başvekili’nin aynı yakınlığı, zeki bir taktikle Amerika için de esirgemediği görülüyor. Hatta Türkiye Büyükelçisinin mahsus bir itibarla gözetildiği gelen haberler arasındadır. Yalnız öyle görünmekte ki, Irak ihtilâlinin başı, çöreklediği petrol şirketleri sebebiyle Arapları siyasi bir irtica içine atan İngilizleri defterden silmek kararındadır. Pek haklı olan bu karar yanında, Sovyetlerle Amerikalılar karşısında menfaat esasına dayanan kaypak bir politika yürütmesi, Frenklerin “opportuniste” dediği tipe uyan bir hareket tarzıdır. Zarını menfaat hesaplarına göre atan bu telifçi ve kesin kararlardan uzak durma tavrı, iki cepheden birinin, zamanla ikinci plâna düşmesi sonucuna varır mı? Bu konuda kesin bir şey konuşulmasa bile ufak kıyaslama insanı düşündürücüdür:
Mısır’da iş başına bir ihtilâl ile gelmediği halde, her rastladığı taşın üstünden Batı’ya sövüp Rusya’ya öpücükler yollayan Nasser ile, en kanlı ihtilâli müteakip daha şimdiden telifçi bir siyaset gütmek isteyen Irak Başvekili arasında aklı selim ile şantaj yapma gayreti arasındaki farka benzer başkalık vardır. İlk Arap’ta çok lâf eden insanın boşluğunu kör gözüm parmağına, görmemek mümkün mü? Ama Arab’ın ikinci lideri insanı düşündürüyor.
Şardağ, R. (1958, Ağustos 22). Günübirlik – Irak’ta te’lifçilik. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

