İran Şahı huduttan çıkar çıkmaz, pek fazla idealist gözüken bir kısım fıkracı ve başyazarlarımız, “Bir taç daha devrildi.” diye adeta sevindiler. Musaddık‘ın iktidara tam sahip oluşunu kesin sandılar. Ayrıca bu münasebetle, dünyamızın lehine bazı neticeler çıkardılar. Hatta bir İstanbul başyazarı Musaddık‘a inkılâpçı gözü ile bakmamız için hepimize ders vermeye kalktı.
Karnına bastıkça viyaklayan çocuklar misali, bazı yazarlarımız bir hadisenin hemen akabinde, onun fikri zincirini tamamlamadan, bir tek halkasına bakarak, yani madalyonun daima bir tarafına göre hüküm vererek yoruma geçiyorlar. Bir defa İran’da, Mısır’da olduğu gibi bir taç devrilmiş mi idi? Gerçi Faruk için bir daha Mısır’a dönüş imkânı kalmamıştır. Zira o, fellah çocuklarına en koyu bir belâ olmuş, “yeme içme ve hora tepme”den ibaret hayvani bir hayatın sembolü olarak tanınmıştır. İran’ın genç şahı için ise, dünya böyle bir nefret dalgasıyla örtülü değildi.
İran’da taca devrilmiş göz ile bakılamazdı. Çünkü Mısır’da General Necib, kralı mat etmekten daha çok, yani sadece bir tavla sampiyonu hırsı içinde değil, terakkisever bir Cumhuriyet kurma ateşi içinde yanan, imkânları, realiteyi gözden kaçırmayan bir ordu ve devlet adamıdır.
Bir yazımızda soğan başı olarak vasfettiğimiz Musaddık ise yatağından dışarı çıkmayan bir iktidar hastası, hedefi şahlıktan ziyade şah olan bir ihtiyar kavgacı, memleketine servet getiren petrolün kaç senedir feyzinden faydalanamayan bir inatçı keçiye benzemektedir. Eğer onun, milletin idrakine yerleştiği bir prensibi ve fikri inanışı olsaydı, şahı yurt dışına kaçmaya mecbur eden bir günlük iktidarından sonra böyle yolunmuş tavuk gibi kalmazdı. Dünyanın en nazik devresinde komünist Rusya Tudehçilere geniş imkânlar veren bu ne yaptığını bilmezin İran’da açtığı tefrika yarası kolay kolay kapanmayacaktır.
Şardağ, R. (1953, Ağustos 23). Günübirlik/Yine soğan başına dair. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

