İran olaylarını tefsire tabi tutan görüşler arasında mukayese yapmayı düşündüğüm şu günlerde elime geçen bir okuyucuya mektubu, bu bahse üçüncü defa dönmeye beni mecbur etti. Alsancak’ta oturan Marius Puççini adındaki okurum diyor ki: “Musaddık şöyle veya böyle bir adama olabilir, ama İran’da geri bir şah idaresini yıkacak değil miydi?”
Belki Puççini adlı hemşehrim gibi düşünenler çıkabilir diye mesele üzerinde yeniden durmak istedim. Bir defa İran’da hiç bir zaman şah idaresini müdafa etmiş değilimdir. Geçmiş iki yazımda “Soğan başı” diye tavsif ettiğim Musaddık‘tan söz ederken şahı ne övmek, ne de yermek aklımdan geçmedi. Hiç şüphe yok ki İran’da Cumhuriyet’i tesis edecek olan insanı tutmak Türkiyeli bir vatandaşın yapacağı en tabii bir harekettir. Ama İran’a Musaddık, Cumhuriyet’i değil, sadece Musaddık vari Cumhuriyet’i getirecekti. Örneğini sık sık gördüğmüz bu çeşit riyakâr idarelerin şahlık idaresinden ne farkı vardır? Meselâ Arjantin bir Cumhuriyet’tir; ama Peron Cumhuriyet’i oysa ki vatandaşın rahatça sigara içmek hürriyetine bile sahip olduğundan şüpheli bulunduğumuz bu rejimler, hasta mücadeleci ve entrikacı ruhu bütün şımarıklığı ile meydanda bulunan Musaddık Cumhuriyeti’nden elbette ki bir kaç adıl daha ileridedir. Öte yandan kraliyet İngilteresindeki hürriyet ve demokrasi rejimi de kimsenin meçhulü değildir. Diyelim ki Musaddık samimi ve nizami bir Cumhuriyet kuracaktı. Bütün istinatgâhının Tudek Partisi ve komünistler olduğunu nasıl unuturuz? Türkiyeli bir yazar olarak ilk düşüneceğimiz şey, İran’daki siyasi olayların nazari gelişmesi değil, dünya sulhü ve memleketimiz için taşıdığı emniyet meselesidir. Sayın Puççini, dünyanın, Musaddık’ın devrilişinden bu tarafa hissettiği rahatlığı görmüyor musunuz?
Şardağ, R. (1953, Eylül 12). Günübirlik/Yine musaddık. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

