Dünya siyasetinin türlü tezahürleri arasında, komşu milletlerin bir kısmının birbiriyle didişmesi bir hayli sıkıcı ve üzücü oluyor. Mısır’da Cumhuriyet’in kurucusu General Necib’in hahambaşıyı öpmesi üzerinden henüz bir hafta geçmeden İsrail ordusu, Mısır’ın ihtilâl mahkemeleriyle uğraşmasından faydalanarak iki hudud arasındaki tarafsız bölgeyi işgal etti. Bu sefer Mısır ordusu mukabele olmak üzere başka İsrail toprağını istilâ etti. İki komşunun güneyde giriştikleri bu tedbirsiz tahrik, onları ne kadar küçültüyor. Gelin Balkanlara: Mahut (malum) Triyeste meselesi: Yugoslav der: “Efendim, plebisit (referandum) yapın; kaderime razıyım. İtalyanlar plebisite razı olmaz ve bunu bir izzet-i nefis meselesi yaparlar. Karşılıklı sinirler gerilmiş, ok yaydan fırlamak üzeredir. Geçin, Asya’ya… İşte Hint ve Güney Koreliler. Onlar onlara, bunlar da onlara veriştirip duruyor.
En nihayet Kıbrıs meselesi yüzünden Yunanlılar ve… Sevgili okurlarım “ve”den sonra sustuğumu siz de gördünüz. “Türkler” diyemiyorum. Çünkü biz, küçük mevzuların ve küçük insanların dedikodusunu yapmaktan hoşlanmayan bir milletiz. Küçük mevzu dediğim Kıbrıs değildir. Kıbrıs için koparılan beyhude yaygaradır. Bütün dünyada bir çok komşu milletler çekişirken, Türklerin hem de Yunanlı dostlarımızın türlü patırtılarına rağmen sükût etmesi manâlı değil midir? Dünyamızın müşterek bir düşmana karşı kenetli bulunması gereken bir zamanında olduğumuz için mi susarız? Belki biraz da bundan. Ama bundan daha çok hakkımızdan ve ona destek olan yumruğumuzun gücünden dolayı susarız. Büyük devlet olmak mümkündür, ama “büyük millet olmak” başka şeydir.
Şardağ, R. (1953, Ekim 9). Günübirlik/Büyük millet olmak. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

