Hahambaşının İzmir ziyaretini benim gibi merakla takip ediyor musunuz? Munislikle yumuşamış ihtiyar bir gövdenin üstüne konan baş portresi ile, Kenan diyarının dinini temsil eden bu Rafael Efendi, cidden sempatik bir adam. Lâf mı bu, bütün Musevilerin yegâne din ulusu. İzmir’e geliyor, cemaatin onu toptan misafir etmek istemesine rağmen kadim bir dindaş ve arkadaşın evinde kalıyor. Derhal Vali’yi, Belediye Reisi ve diğer makamları ziyaret ediyor. Yakınlık ve kaynaşma manâsına gelmek gibi güzel bir izahı olmasına rağmen bu hareketlerde fevkalâdelik bulmuş değilim. Fakat Mösyö Rafael kalkıp İslâm dininin İzmir’deki selâhiyetli mümessili olan Müftümüzün yanına gidince bu hareketinin çok sevimli bir görünüşü ve hatta manâsı olsa gerektir. Geçenlerde de Meryem Ana’nın mezarını ziyaret eden Hıristiyan hacılar münasebetiyle yazmıştım. Tanrı’ya varan ayrı ayrı yollardan yürüsek bile, aynı Allah’ın katına günahkâr yüzlerimizi sürmeye çalışan insanoğullarıyız. Üç büyük dinin peygamberi, insaniyetin ezeli kafilesine Hakk’ın nurunu saçmışlardır. Tarih içinde hükûmetlerin, üç dine mensup müteassıp ve bilgisiz kimselerin saçtığı tefrika zehirlerine rağmen, aynı tarih, bize din kardeşliklerinin güzel örneklerini de tanıtır. Osmanlıların ilk kuruluşu yıllarında Bursa vilâyetinde İmamlarla Papazların öpüştüğü görülmüştür. 1839 yılında yani bir asır önce, Mustafa Reşit Paşa, Gülhane Parkı’nda ilân ediyor. “Müslim ve Gayr-ı Müslim müsavidir!” Kur’an adındaki en büyük şaheserimiz Amerika’da harıl harıl tercüme ediliyor. Hıristiyan hacılarla İzmir dolaylarında muhabbet kuruyoruz. Nihayet Hahambaşı Rafael Efendi, Müftüyü ziyaret ediyor. Bir gün bu yakınlaşmalar, aynı Allah’ın kulları arasında ebedi bir muhabbet muahedesine (antlaşma) varmaz mı dersiniz?
Şardağ, R. (1953, Ekim 11). Günübirlik/Haham başının ziyareti. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

