Şaşkın ördek

Diyar-ı Arab’ın çiçeği burnunda bir albayı var, biliyorsunuz: Edip Çiçekli. Hani “isterim isterim” diye tutturan, ne istediği de belli olmayan şımarık çocuklar vardır; şeker verirsiniz leblebi ister. Küçücük avucuna sığmayacak şeyleri alır, üstüne başına döker. Bu Çiçekli de her sarası tutuşunda Hatay’ı isterim diyordu. Tabii, sinek vızıltısı bile, nazarımızda bu aktör kılıklı zattan bin defa daha ehemmiyet taşıdığı için aldırmadık. Saralı bu sefer ağzı biraz daha köpük saçarak haykırıyor:

– Urfa, Antep, Diyarbakır, Mardin vesaireyi isterim. 

Şimdi bir defa daha anlıyorum ki, nice eski, büyük milletler var ki devlet olmak kabiliyetleri sıfırdır. Bizim ardına kadar açık kalbimiz ve müsamahamızı kendilerine ağır gören bu insanların, 1914 yılında istiklâllerine kavuşmasından bugüne kadar kırk sene geçmiştir. Kırk yılda bizim hacı fışfış kırk paralık akla bile sahip olamamış. Dünyanın korkak diye vasfettiği bir avuç İsrail askerinin bütün Arap ülkesini hallaç pamuğu gibi dağıtmasını görmezlikten gelen şu Mussolini  özentili albaya biz Türkler askerlerinin yalınayak dolaştığı, vatandaşlarından bir kısmına don giymek müyesser olmamış olan bir milletin bütün aczi sefaleti meydanda iken ve zavallı kavm-i necip Yüce Peygamberimizin ruhunu azapta koyacak bir gerilik içinde yüzerken, iki yüz milyonluk dişine kadar silâhlanmış olan bir düşmanın gözünü yıldırmış ve topraktan taleplerinden onları vazgeçirtmiş bir milletten toprak istemek..

Tenezzül oluyor. İsrail kurşunlarıyla devrilen günahsız Arap askerleri karşısında nereden dalacağını bilmeyen şu şaşkın ördeğe bakın!

Karşımızdakinin kıymeti bu derece düşerse, ona gülmek bile bir tenezzül oluyor.


Şardağ, R. (1953, Ekim 24). Günübirlik/Şaşkın ördek. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın