Kaç gündür eski tarihleri, tekrar tekrar okuyorum. Bir hafta önce elimden bıraktığım Solakzade‘yi müteakip, lezzetle, iştiyakla sahifelerini çevirdiğim Naima, beni öylesine sardı ki bir aralık tarih kurumunda koskoca bir heyetin meydana getirdiği metod derdine düşmüş gûya müşahede bakımından objektif kaldığını sanan o cilt cilt yavan tarihleri gözümün önüne geldi. İnsan, çok küçük iken kaybettiği babasının macerasını nasıl mahzunluk dolu bir gönül ateşi ile büyüklerinden takip etmek isterse tarihih de öyle sevgi ve ateşle okumak ister. Halbuki birim kurum tarihleri zevksizliğin soğukluğun ne canlı örnekledir. Tarih, bir milletin evlâtlarına, kendilerine güvenmek, insanlığın mümtaz bir unsuru olduklarına inanmak, güzelle, iyi ile övünmek, kahramanlıkla fedakârlıkla duygulanmak hissini telkin etmelidir. Kurum tarihlerinin boşluğu yanında vakanüvislerin enfüsî sanılan teferruatçı tarihleri, bu hissi bize kudretle veriyor. Bir gün, Bayezid-i Bestami ölüm döşeğinde, memleketin ileri gelenlerine ve ihvanına diyor ki:
– Allah’a öyle bir hediye götürüyorum ki kendisi asla bu hediyeye malik değildir ve olamaz.
– Haşa! Tövbe deyiniz efendimiz.
– Israr ediyorum, götüreceğim hediye, yalnız bende var; her şeye kadir olan Allahımız buna sahip değildir.
Etrafındakilerin şaşkınlığını gidermek için Beyazıd Hazretleri:
– “Bu hediye” diyor, “Acz ü fakrımdır. Onu götüreceğim.”
İşte vakanüvislerin öğrettiği.
Daha dün, Naima‘dan, Varat Kalesi’ni şiddetli kasırga ve yağmurlar yüzünden zaptedemeden geri dönen ordumuzun durumunu anlatır kısmı okuyordum. Kabaran nehirler ve taşan derelerden hayvanlar geçemeyince, hem düşmana büyük topları bırakmamam hem de geri çekilebilmek için o ana baba gününde bir celâdet (yiğitlik) levhası ile karşılaşıyoruz. Naima ilk cildinin 202. yaprağında şöyle yazıyor: “Koca Murat Paşa Diyarbakır Beylerbeyi idi ve Halep Beylerbeyi Mahmut Paşa ve Sofu Sinan Paşa her biri birer boyunduruğa girip top çektiler. Halkı tergip için (isteklendirme) bu gûna ihtiyar meşakkat ettiler.”
Bir milletin çocuklarına iman, karar, azim, fedakârlık iyilik, gayret, kahramanlık hislerini aşılamak için bir gün bu vakanüvislere döneceğiz, göreceksiniz okurlarım. Ama neyleyeyim ki yine de geç kalmış olarak.
Şardağ, R. (1953, Kasım 5). Günübirlik/. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

