Tefekkür dediğin

Geçen gün bir gazetede, tefekkür sistemine dair matbu eserinden kimsenin haberi bulunmayan bir zata verilmiş mütefekkir sıfatını okuyunca, aklım, memlekete şarktan geçen çirkin bir tarafımıza takıldı: Ne çok aferin meraklısıyızdır, ne şişirme ve düzme payeler dağıtma hastalığına düşkün insanların biz. Üç günlük bir kalem, hikâyeler kitabı mı neşreder; tanınmış genç hikâyecilerimizden..” olur. Tarihle bunca yıl haşır neşir olmuş kıymetler yanında adları bile söylenmezken, bir saray kadınının, şehvet uğruna elleri kana bulanmış hayatını bin defa tekrar edilmiş vakanüvis eserlerinden aşırarak tebdil-i kelâm ile hikâyeye, filme alan yazara “büyük müverrih” deriz. Otuz eser yazdığı halde edebiyat tarihinde bir tanesinin adı söylenmeyen yazarlara “büyük romancı” deyiveririz. Eser neşretmemiş, neşretse dahi fetekkürünü açıklamamış olan bir kimseye mütefekkir nişanı mı tevcih ederiz. Sağımızda avuç dolusu şair; solumuzda karınca gibi kaynayan üstad kalabalığı; şurada sürüsüne bereket gazeteci; ötede tümen tümen mütefekkir…

Al sana “büyük tarihçi”; tut sana fikir adamı!…

Haydi hepsinden vazgeçtik; fakat mütefekkir, “düşünen adam” demek değildir. Sadece düşünce adamı manâsına da gelmez. Fikirler tarihini yani ilmin, sanatın, dinin ve felsefenin süzgecinden geçip kıvam kazanan ve cihan hadiselerini izah etmek hassasına ulaşan tefekkürü kırıntı fikirler veya sadece çeşitli düşüncelerle bir manâda sanmak kadar gülünç ne var? “Yirminci Asrın Fikirler Tarihi” aldı eserinde Bertrand Russel: “En iyi düşünce, en verimli ve parlak sanat, en hazmedilmiş tarih ve derinliğine inilmiş ilmi.. Bunların hiç biri o sihirkâr hamurkârın eline düşmedikçe tefekkür olamaz!” der.

Tefekkür bizden uzak kaldıkça, bu aferin budalalığı devam ettikçe komiklikler devam edecektir.


Şardağ, R. (1953, Kasım 22). Günübirlik/Tefekkür dediğin. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın