Uzak Doğu’da beliren ve geçen olayların önemi, bize olan uzaklığının aksine çok büyüktür. “Bize”den kastımın da dünyamız olduğunu açıklamaya lüzum yoktur sanıyorum. Türk basınında bir haftadan beri Avrupa’da ise geçen yılın başından beri görülen bir haber var: Komünist Çin zulmüne karşı İç Moğolistan’da büyük bir ayaklanma başlamıştır. Yüzelli bin kan kardeşimiz ve soyca hısımımız Mongol ve Türk topluluğu bu sarı çiyan sürüsünün kanlı idaresine karşı isyan bayrağını açmışlardır. Basınımız, işte ancak bu, dıştan görüldüğünde memnunluk verici gibi gözüken olayla ilgilenmiş bulunuyor. Halbuki işin iç yüzü, hem zaman bakımından eski, hem de niteliği bakımından korkunçtur.
Zira dört yüz elli milyona varan ve Komünist inancından başka hiç bir inanç tanımamak yolunda yetiştirilen kâfirler sürüsü, tıpkı-metod, Rusya’yı örnek bilerek her kıpırdayışı, kıyasıya bir öldürüşle bastırmaktadır. Kırk senedir Sovyetlerin kendi topraklarındaki Türk soyuna sürgünle, terörle, korkutma ve nihayet cinayetle reva gördüğü mel’un siyaseti, Çinliler de, aynen Mongol evlâtlarına, Tibet’in sâkin, çalışkan ve el sanatlarında deha örnekleri yaratmış ahalisine karşı uygulamaktadırlar. Uzak Şark’taki büyük tehlike sırasında, dünyanın Rusya tarafından Avrupa’da oyalandırılması Amerikalılarca nihayet anlaşılmış, Pakistan, İran ve Türkiye ile yeni bir askeri yardım ve dayanışma paktı kurulması hazırlıklarına başlanılmıştır. Uzak Doğu’da jeopolitik durum aynen şöyledir: Büyük sahayı kaplayan Komünist Çin, Kuzey’de kendisine dost olan Sovyetler Rusyası ve dış Moğolistan’la çevrilidir. Sovyetler, ayrıca Çin’i Batı’ya kadar da çevirerek Afganistan sınırına dayanırlar. Komünist Çin’in bu büyük nüfus, insan avantajına karşılık bazı rahatsız noktaları, kendini tedirgin eden çıban başıları mevcuttur. Bunlardan biri, Güneydoğu’sunda Kanton’a karşı cephe almış olan yarım milyon milliyetçi Çin’in, Formoza adasında kümelenişidir. Bunun hemen arkasından, Çin’in doğusuna, başka bir iğne de, ikiye bölünmüş Kore tarafından batırılabilir; böyle bir coğrafya durumu mevcuttur ortada.
Fakat bu tehlikelerin hiç biri, Amerika bir dünya harbini göze almadıkça Çin’in uykusunu kaçıracak bir durum yaratamaz. Asıl tehlike, şiş karnına yumruk gibi saplanmış olan Tibet’ten gelmektedir. İsyan eden bu Asyalı kardeşlerimiz, Çin’e bir hançer saplayabilecekleri, saplandıkları gibi, gerileri de, kendisine düşman olmayan devletler tarafından tutulmuştur. Güney’de küçük Nepal ve Hindistan bulunmaktadır. Fakat saydığım son iki devleti, hemen peşlerinden, Sovyetler Rusya’sının kuşatmış bulunduğu da unutulmamalıdır.
Çin, kendisine yarın için tehlike teşkil edeceklerin en büyüğünü ortadan kaldırmak üzeredir ve işte bu sebeple Moğolları kıyasıya öldürmeye kalkışmış bulunuyor. Eğer dünya bu olaya sonuna kadar seyirci kalırsa Vietnam’ı kışkırtacağı, Afganistan ve Pakistan devletlerine rahat vermeyeceği gün de gelecektir. Ama Amerika, İngiltere ve adı büyüğe çıkmış diğer Avrupa devletleri, henüz uzakta gördükleri bu ihtilât (görüşme) ihtimaline fazla önem vermiyorlar. Eshab-ı Kehfimizin, uyandıkları zaman geç kalmış olmamalarını temenni ederiz.
Şardağ, R. (1959, Ocak 20). Mongol kıyamı ve Uzak Doğu. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

