Türkiye’de sahneye yıllarını, bu yıllar içine de verimli ömürlerini bırakanların, kurmak ve yaşatmak için çırpındıkları bir dernek, haber aldım ki, İstanbul’da dipdiri bir silkinişle ayağa kalkmış. Tiyatro sanatının bizdeki kuruluş safhası, büyük sis tabakalarının dağıtılmasıyla geçen destanlık bir boğuşmadır. Şairin, nesir yazıcısının rahat bir gelenek ve zemin bulduğu, çeşit çeşit edebiyat mektepleri kurabildiği bu toprakta, o tiyatro yolunun yolcuları sopa, sille ve tükrükle karşılanmışlar, kanunlarımıza kadar giren “Süflilik”lerinden kurtulabilmek uğruna azizlere mahsus sabrı göstermişlerdir. Bunca zahmet sonu yetiştirilen meyvelerin, kendilerine boğaz tokluğun daha sağlamadığı bir gerçektir. İstanbul’un “Türk Sahne Sanatkârları Derneği”nde Reis ve üye olarak gördüğümüz şahıslar, ünce, halkın sevgilisi olmaları bakımından, değerce manâ ifade ederler.
Başta Muammer Karaca, kendi kendisinin janrını, örneği batıda bile bulunmayan orijinalite içinde kurmuştur. Eski kıssahanlarımızla modern komediyi sıkıca ilmikleyen bu aşırı zekâ yanında, Vedat Karaokçu ve Muzaffer Hepgüler gibi komedili operet sahnemizin çapı üstün iki kıymeti ve şehir tiyatrosunun isim yapmış değerleri de mevki almaktadır.
Birleşmişlerdir. Sahneye çıkanları meslek karnesine bağlayacaklar; arızîleri süpürecekler; omuz omuza gelip birbirlerine yar olacaklardır. “Eller ve gönülleri bağlanasıcalar” diye, hadi intizar edelim onlara.
Şardağ, R. (1959, Ocak 24). Sahnemizin emekçileri. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

