Musikimizde Atatürk

Dün radyomuzda Atatürk

Dün O’nu, Tanrı’nın rahmetini milletçe temenni ederek toprağa vermemizin hikâyesini radyolarımızdan takip ederken musikimizin halâ bir senfoni yaratamamasını, onu insan ve kahraman vasıflarıyla ifade eden bir senfoni ile, matemini dile getiren bir mistik eserle (oratoryo) bir ayinle, modern bir kârla meydana atılamamış olmasını esefle tespit ve müşahede ettik. Hani büyük üstat Sadettin Arel‘imiz? 

Nerede bizim Batı müziği ve tekniği dalında ün ve boy salmış olan Cemâl Reşit Rey ve Adnan Saygun adındaki iki üstat kompozitörümüz? Önümüzdeki 10 Kasım’da inşallah böyle bir eserin vücut bulduğunu görmek bahtiyarlığını tadarız. 

Her iki büyük radyomuzun spikerleri Ankara’ya toplanmıştı. Nöbetleşe olarak anons edenlerin en başında nöbeti alan adını bilemediğim genç ve ondan sonra nöbete giren Tarık Gürcan ki İstanbul radyosunun ve Türkiye’nin en kuvvetli spikeriydi. Fakat böyle muhteşem bir günde fikir, siyaset, sınıf hayatına karışmış, topluluklarda söz almış, müktesebatı yerinde, kafası iyi teçhiz edilmiş adamların konuşması, mikrofon başına geçmesi lâzımdı. 

Nitekim bu değerli spiker ve ondan evvelki asla muvaffak olamadı. Sabahın ilk saatlerinde ruhumuzu yıkayan, bizi maneviyatın huzuruna çıkaran bu mahşerî günün havasını yudum yudum tattıran konuşma yapamadılar. Her şey mükemmeldi. Bu nakil merasimi, hükümetin yüzünü ağartacak şekildeydi. Hele Atatürk’ü Müslüman geleneklerine göre gömmek, devlet idarecilerini Tanrı’nın katında dahi muteber kılacak bir hususiyettir. 

Fakat yine söylüyoruz: Behçet Kemâl Çağlar ve birkaç adını bilmediğim kimseler olmasaydı törenin ihtişamını bütün öteki spikerler sarsmış olacaklardı. 


Şardağ, R. (1953, Kasım 11). Musikimizde Atatürk. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.  


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın