Sevdiğim bir genç araya girdiği için bana teklif edilen dünkü matineye gidecek ve muasır Türk sanatını izah etmekliğim davetini reddetmeyecektim; eğer bazı sebepler ve mazeret olmasaydı.
Fakat şehrimizde çıkan bir gazetede şiirlerini okuyan sanatkârlar arasında adımın da geçtiğini görünce tashih etmek icap etti. Benim şiirim mi? Beş on defa hayır! Şiir denen o muhteşem meşgaleyi henüz on altısında bir muallim mektebi talebesi iken denemiş, şuara kafilesinin kuyruğunda gitmektense başka sahada ilerlemek kararımı vermiştim. Zamanımızda bir sıvacının badanacılık yapmaya kendinde yetki bulmamasına mukabil, şiir yazmayı beceremeyene rastlamak mümkün değil. Okul sıralarında birer yaldızlı cep defteri: Ne o? Günlük hesap defteri mi? Hayatı tanzim eden bir program defteri mi? Hayır! Hatıra defteri mi? O da değil. Şiir defteri, efendim, şiir! Şiiri sırf bir ilham mevzuu sanan zihniyetin onu sadece zorlama bilgi ile elde edilir sanan zihniyetle beraber terkedilmesi lâzım. Bir kitabın söyleyemediğini bir kıt’ada nakledecek, tek mısra içine insaniyeti teksif edeceksin. Meselâ bir vatan şiiri yazacak, hem Türk kardeşini gururlandıracak, hem Patagonyalıyı, “Bu ne güzel vatan şiiri” diye imrendireceksin, on sekizinde bir delikanlı için de güzel kalacak yetmişinde bir ihtiyar gönlüne de ses verebileceksin. Tepeden inme anlatmayacak, gönlünden sızdırıp duyuracaksın. Kötü bir bilgi taslarlıktan öte duracak, fakat bütün eserlerinde bir izaha, dünya görüşüne sahip olacaksın.
Şiir devler meşgalesidir efendim, zürafa harcı değil!
Şardağ, R. (1953, Mayıs 2). Günübirlik/Matine ve bir tashih. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

