Baklavadan sonra pırasa mı? İzzettin Ökte’nin vebali – Aşktan intikam alan besteci
Bugün İstanbul Radyosu’nda saat tam 21.00’de Emin Ongan idaresinde Üsküdar Musiki Cemiyeti’nin on beş günde bir defa vermekte olduğu koral konserlerinden birini dinleyeceğiz. İzmirliler, üstadım Münir Nurettin‘le birlikte her seferinde şehrimize gelip Münir’in konserine iştirak eden bu değerli muallimi tanıyacaklardır. Üsküdar’ın, bu, sade tarih kokan ve kadin asırların geleneklerini koynunda yaşatan Anadolu yakasının pırlanta gibi çocuklarıyla bize nefislerin nefisi bir konser dinleten şefin kabiliyetini alkışlamamak mümkün mü? Fakat gelin görün ki bu tatlı taamın ardından Can Akşit‘in tuzlu konseri başlıyor. Önceki sade muvaffakiyetin, kalitenin bir örneği idi. Can Akşit ise tamamen aksi değil mi? Hani plebisit (referandum) yapılsın, oy alırsa ben kendime her zulmü yapmaya hazırım. Bari bunu öne alsalardı. Ama diyeceksiniz ki, bazı insanlar vardır, baklavadan sonra pırasaya da fittir. Bazı insanların bu kabil zevki için biz neden eza çekelim canım. İşin acı tarafı Can Hanım‘ı İstanbul Radyosu’na tasiye eden ve getiren rakipsiz İzzettin Ökte‘dir. Üsküdar Musiki Cemiyeti’ni tavsiye eden de odur. Hizmetini, vebali öldürmüş, yani ifna etmiş (tükenmiş) bulunuyor.
Bizim radyoda bugün 15.15’de yenilerden Servet Candaş okuyacak. Bu yeni isim de İzmir Radyosu’nun benden sonra bu aziz şehre kazandırdığı kıymetler arasındadır. O ne müthiş bir sestir Yarabbi! Meşhur Alman solisti Zarah Leandri‘nin sonu gelmez bir derinlik arzeden tatlı ve davudi sesi bu kızımızda aynen mevcut. Ses muallimlerinden, üslûp hocalarından malesef mahrum bulunan İzmir Radyosu’nda henüz ham bir okuyuşa sahip olan Candaş‘la meşgul olmadığı için o, beyhude parıldayan bir altın cevheri gibi tasfiyeden uzak kalıyor. Türkiye’de diyebilirim ki 1950’de bu tarafa, Zeki Müren ve Alâeddin Yavaşça‘dan sonra Servet Candaş kadar orijinal bir ses görülmemiştir. Ondan bugün dinleyeceğiniz eserler arasında, dostum Hüseyin Coşkuner‘in Acemkürdi makamında bir şarkısı var:
“Bana aşkın şarabını sundu yarim bu gece
Yudum yudum içtim aşkı dudağından gizlice
Halâ başım dönüyor, bu aşk sonsuz bilmece
Yudum yudum içtim aşkı dudağından gizlice”
Bilir misiniz, bu bestenin bir hikâyesi vardır: Bestekâr, çok sevdiği bir hanımdan birden bire gördüğü alâkasızlığı hazmedemez. Etrafından da son derece çekinen tedbirli hanım, kendisini kırar. O zaman herkese, aralarında hiç bir macera geçmediğini söyleyen bayandan, Çoşkuner bu şarkının sözleriyle intikam alır. Evet, herkes öğrenmiştir ki, o besteciye bir gece, dudağını yudum yudum sunmuştur.
Şardağ, R. (1953, Nisan 13). İzahlı Radyo Programları ve Güfteleri / İzmir radyosunda yurdun en değişik sesi var!. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

