
Laiklik ve Atatürkçülüğü sömürmekle Kur’an’ı çarpıtanları nasıl önleyeceğiz?
Allah’ımıza, Kur’an’ımıza eğilerek! Anayasamızın değişmez, değiştirilemez olan maddelerini inceleyerek olan maddelerini inceleyerek. Atamızın, Müslümanlığın gerçeğine nasıl saygıyla bağlı olduğunu öğrenerek.
“Laiklik, Kur’an’a aykırı mı?” Laiklik, Batı’da nice kavgalı, cinayetli ve kanlı olaylardan sonra uygulamaya konulabildi. Aslında Hz. İsa’nın yirmiyi aşkın İncillerinden seçilmiş dört İncil’inde bile hoşgörüyü, cezayı ancak Allah’ın verebileceğini kabul edilir. Vicdanlara kilit vurmamayı, laiklik anlayışındaki engin hoşgörüyü zati perçinler. Böyleyken, Hırıstiyan din adamları, yıllar yılı birbirlerinin bile kanını döktüyse bu, Hz. İsa ile ve gerçek Hıristiyanlıkla bağlantılı olamazdı. Yüzyıllar boyu din adamları, İncillerden sapmışlardır. Biz Türkler, laikliği onlardan aldığımız için Kur’an’ın gerçeğine eğilemedik. Müslümanlığı, çoğunlukla Kur’an’a yorum getiren kitaplarda, tefsirlerde, çoğu, sonradan eklenip peygamberimize mal edilmiş hadiselerde aradık.
Peygamberimiz yaşarken görülmeyen yanlışları, mezheplerde, tarikatlarda, Kur’an’a dayandırıldığı söylenen eserlerde aradık. Birbirlerimizden kopuntulu yaşadık. Camilerimizde tarikatçılar birbirlerine sopalarla saldırdı.
Hz. Muhammed yaşarken İslâm’da tefrika var mıydı? Savaş, sadece kendilerine saldıran kafirlerle yapıldı. Cana kıymalar var mıydı? Allah’ın, peygamberlere, ceza veremeyeceklerini buyurmasına karşın üç halife, İslâm’ın hangi âyetine göre öldürüldüler?
Peygamberimizin gözbebeği torunlarının canlarına nasıl kıyıldı? Neydi o mezhep ve tarikat karmaşaları? İslâm adına, aklımızda kalabilenleri bir sıralayalım isterseniz:
“Batıniyye, Hişamiye, Hayatiyye, Zeydiyye, İmamiyye, Ebu Müslimiyye, Hurremiyye, Mu’tezile, Bişariyye, Müstedrike, Hammariyye, Selefiyyun, Malamiyye, Matüridiyye, Berkiyye, Dürziyye” Kur’an, bu bölünüp parçalanmalara izin vermez. Kur’an, insanların cinayet işlemelerine izin vermez.
İslâm tarihinde dininden dönenler, ünlü dönekler de vardır. Bunlardan biri 1835 yılında Antakya’da doğan Süleyman Efendi’dir. Önce Mûsevîliğe, sonra İslâmlığa girmiş, en sonra da Protestanlığı seçmiştir. Ve Nusayriler tarafından öldürülmüştür. Ünlü İslâm bilgini Kemal Paşazade bir vaazında, bu konuyu da anımsatarak, “Kur’an ve Allah, din adına cinayetlere izin vermez” demiştir.
Laikliğin iki temeli var: Başkalarının inancına ya da inançsızlığına hoşgörü: Bir! Dünya devletinin dünya yasalarıyla yönetilmesi: İki.
Şardağ, R. (1994, Şubat 13). Allah-Kur’an-Laiklik/Batı’da Laiklik/Yanlışlıkla, bilgisizlikle, inatlaşmayla sonuca varamazsınız. Milliyet, s. 28.
Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan Rüştü Şardağ makalelerinin bulunması konusunda desteklerini esirgemeyen Can Taşpınar‘a sonsuz teşekkürler…

