Şaheser bir hazan şarkısı: Gülzare nazar kıldım

Candaş neler okuyacak – Karakuş’un dertli şarkısı – Şakir Ağa’nın unutulmuş şarkısı – Gülzare nazar kıldım – İnşallah yanılırım.

Bugün radyomuzun imkânsızlıkları içinde kendi kendine yol bulmaya çalışan Servet Candaş adındaki orijinal sesli kızımızı dinleyeceğiz. Henüz yumuşamamış bir çok solistlerimiz gibi usûle giriş ve çıkışlardaki nüans inceliklerine sahip olamamış olan sesinin gelişmesini candan dilediğim ve beklediğim Candaş‘ın Zareh Leandr‘da bulunan derin ve davudi sesinin kısa zamanda memleketçe tanınacağına eminim. Bugün 15.30’da kendisinden dinleyeceğimiz şarkıların ikisi cidden seçmedir. Tahsin Karakuş‘un yavaş ve sade bir sesle okuduğu vakit bütün içliliğini ve lirizmini meydana döken Uşşak bir şarkısının güftesini yazıyorum: 

“Derdimi anlatırdım ıssız geceler aya
Ne kadar acı çektim günleri saya saya
Seninçün yanan kalbim şimdi sönmüş bir kaya
Ne kadar acı çektim günleri saya saya”

Candaş‘ın okuyacağı diğer şarkı Şakir Ağa‘nın pek duyulmamış olan nefis Sûzinâk şarkısıdır.

Sözlerini tamamen yazıyorum:

“Eski hali hiç göremem
Sana n’oldu ben bilemem
Bu firkate sabredemem
Sana n’oldu ben bilemem
Hayli çektim bunca emek
Lâyık mıdır cevreylemek 
Rahmeyle bari şimdicek
Sana n’oldu ben bilemem”

Türk musikisine romantizmi getiren hassas ve derin besteci Şevki Bey‘in bu naçizi can evinden vuran eserlerinin en nefisini, yine bugünkü programda Mürvet Güdücü‘den dinleyeceğiz. Derin bir soluk kudreti ve en yüksek oktavlara kadar çıkan nağmelere malik bulunan bu çeşit eserleri Güdücü gibi henüz tam bir nefes terbiyesi ve mümareseseden geçmemiş olan çocuklarımıza okutmamak doğru olmaz mı? Meselâ bu akşam saat 18.00’de okuyacak olan Mürvet kızımızın, “Bülbülleri lâl olmuş” sözlerinde melodik bir kifayetsizliğe uğrayacağı korkusu içindeyim. İnşallah o beni yanıltır da kendisini candan övmekten çekinmeyen musikimizde sözlerinin dış manasından ziyade melodi ve kelimelerinin bütününden, yani kompozisyonundan “hazan” fikri çıkan, hazan mevsimi işlenmiş olan yegâne şarkı budur. Aksak usûlünün nazlı temposu içinde çizdiği sonbahar tablosunun gerisinde, hayatın hazanını kalplere dolduran bu şaheserin sözlerini yenileri de düşünerek manasıyla birlikte yazıyorum: 

“Gülzare nazar kıldım virane misâl olmuş
Seyran-ı safalar hep bir hab ü hayâl olmuş
Güller sararıp solmuş bülbülleri lâl olmuş
Gam alemidir şimdi zevk emr-i muhâl olmuş
Sabret gelir o demler kim ehl-i dilânındır
Dert üstüne zevk olmaz dem şimdi hazanındır”

Manâsı:

Gül bahçesine baktım, viran ve perişan olmuş. O eski safa, mesire ve gezinti alemleri sanki uykuda görülmüş, sanki hayâl olmuş. Güller sararıp solmuş, bülbülleri susmuş. Bir gam alemi içindeyiz. Zevk, görülmesi, tadılması güçleşen, imkânsızlaşan bir şey olmuş. Ey gönlüm sabırlı ol! Gönül insanlarına mahsus olan o demler gelir. Hem dert üstüne zevk olur mu? Şimdi hayatın hazanı içindeyiz. Bu gamlı mevsimin tadını çıkarmana bak. 


Şardağ, R. (1953, Mayıs 4). İzahlı Radyo Programları ve Güfteleri / Şaheser bir hazan şarkısı: Gülzare nazar kıldım. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın