Akdeniz ocağını överim

Demokrat Parti’nin Akdeniz Ocağı dünden itibaren musikimizin göz bebeklerini aramızda görmemize vesile oldu. Selâhattin Pınar gibi, Türk müziğinde beste reformu yapmış, muhafazakâr telâkkileri yere çalmış bir besteci Mefharet Yıldırım gibi, kadın solistlerimizin en bilgilisi ve as mevkiine ulaşmış olanı, keza Sadi Işılay gibi, Nobar‘la beraber keman icracılarımızın primosu aramızda. Onlar hakkındaki kanaatimizi radyo sütununda izah edilmiş bulacaksınız. Bizim burada izahını yapmak istediğimiz şey, parti ocak veya bucaklarının Akdeniz Ocağı gibi, üstün san’at kıymetlerini getirmeye ehemmiyet vermesidir. Gece hayatı bakımından ölgün bir manzara arzeden İzmir’e, zaman zaman celbedilenler hep böyle değer ifade eden kimseler olmalı değil midir? Bu münasebetle bir acı müşahedemi bildirmek isterim. Geçenlerde yine bir Demokrat Parti Ocağı’nın organize ettiği konser için celbedilen bir kadın okuyucunun, bir tanesi fiyasko ile neticelenen iki konseri hakkında duracağım. Bu fiyaskoda kabahat kimindir, bilmiyorum. Fakat san’at vadisinde yeri ve mevcudiyeti olmayan, i’rapta mahalli bulunmayan bu kadınımızın bir refikimizden öğrendiğimize göre elinden kasaplık, kunduracılık, boyacılık geliyormuş. Hatta mürettipliği de öğrenmek üzereymiş. Bütün bu işler neyse ne ama, musikimizi bilmeyen ve nedense bu bilmediği mevzuda ayak direyen okuyucu o Demokrat Parti Ocağı angaje ederken düşünmeli değil miydi? Partilerin siyasî vazifeleri yanında, ondan aşağı kalmayan sosyal ve san’at vazifeleri de vardır. Bir konser mi? Aman ucuzuna bakalım! Hayır arkadaşlar! Tutulacak yol bu değildir.

Örnek mi istiyorsunuz? İşte Akdeniz Ocağı!


Şardağ, R. (1953, Mayıs 11). Günübirlik/Akdeniz ocağını öğerim. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın