Ceylân sesli san’atkâr Mefharet Yıldırım

Minik bir vücut ve minik bir ses: Şükran Özer – Bedriye Hanım’a rağmen Mefharet yetişmişti – Şimdi hüzün, şimdi isyan

Şehrimize gelen ses ve saz kıymetlerimiz üzerinde sevgili okuyucularımla biraz konuşmak ve bugünkü sütunumu onlara tahsis etmek istedim. Mefharet Yıldırım’la Şükran Özer‘i bugüne bırakmak, yarın ve ertesi gün SadiSelâhattinNevin Demirdöven üzerinde durmak isterim.

Okuyucularıma hemen haber vereyim ki, bunların hayatları, hususi hayatlarını nasıl geçirdiklerini, hangi yemekleri iyi pişirdiklerini, sarışın veya esmer tiplerden hangilerini daha çok beğenip, beğenmediklerini anlatacak değil, bir üslûba varmış olan san’atlarının hususiyetlerini kısa hatlarla işaret edeceğim.

İzmirimizde Basmane Işık Gazinosu’nda verdiği konserleri müteakip dikkati çekerek İstanbul‘a giden Şükran Özer musikimizde kendine uyan yeri almıştır. Bu ses, şüphesiz bugün as mevkiine girin bir değere ait değildir. O tipi, fizik yapısı gibi narin bir sesin ufak yapıda minyon bir sesin sahibidir.

Vüs’at ve kapasite bakımından fazla mütevazı olan Özer‘in ses tonuna hakim olan yumuşaklık ve miniklik ona yeni bir hususiyet kazandırabilirdi. Fakat o, çalışmalarını bir kaç sahaya hasretmektedir. Bu arada film yıldızlığı galiba birinci meşgalesidir. Son çevirdiği yerli filmlerde, omuz başlarından ince beden yapısına doğru inen göz çekici zerafet, ses tonundaki rikkatli tavırla birleşerek bize yeni bir Türk artistini tanıtmış oluyor.

Yine şehrimize senelerden beri ilk defa gelerek konser vermekte olan Mefharet Yıldırım için yapılacak en büyük meth tahlil ve takdir yazısı onun sanatı yanında küçük kalır.

Sene 1938’dir. Ankara Radyosu’nda diksiyon hocalığı yaptığım günlerde bir akşam yakın ahbabım olan Melek Tokgöz’ün annesi Bedriye Hoşgör’ün evine gidiyorum. Orada musikiseverler için bir samimi meclis havası vardır. Sık sık Tanburi Faize Hanım gibi, “Bade-i vuslat içilsin kâse-i fağfurdan” bestekârı eski dahiliye vekillerinden Cemil BeyOsman NihatMüzeyyen Senar ve daha bir çok musikişinaslar ve benim gibi müzikseverler buluştuk. İşte yine bir gün Bedriye Hanım’ın evine uğramıştım. O gün orada, iri siyah gözleri ve temiz ve sempatik yüzünü iki canlı ampul gibi ışıklandıran bir genç kızı Mefharet Yıldırım’ı tanıdım. Sesi olduğunu ve Bedriye Hoşgör’den usûl dersi aldığını öğrendiğim Mefharet’le yakın bir arkadaşlık alâkası içinde geçen bir kaç gün zarfında onun hocasının, “yetişmekte” demesine mukabil, “Melek’ten” daha çok yetişmiş olduğunu gördüm. Hatta bir gün söz arasında dostum Mesut Cemil’e de kendisinden sitayişle bahsetmiştim. Nitekim Mefharet, alnının teriyle verdiği imtihanı müteakip Ankara Radyosu’na girmiş ve herkesten önce muallim sınıfına atlamıştı. Seneler, onun sesine, kendi cevherinde bulunan karakteri geliştirmek imkânını verdi İstanbul’a geldikten sonra konservatuvardan ve daha yeni üstatlardan faydalanan Yıldırım’ı, artık İstanbul Radyosu’nda primo bir ses sanatkârı olarak alkışladık. Türkiye çapında solistik bir bilgiye sahip olan bu kaliteli sanatkârın bir münakaşa sonunda, Perihan Altındağ’ı imtihana davet ettiği bu imtihan davetine ise Altındağ’ın nedense icabet etmediğini bilirsiniz.

Mefharet’in sesi, musikimizde kendine mahsus bir üslûp getirmiş olan bir kaç sesten biridir. Onda herşeylden önce “işte kadın sesi!” diyebileceğimiz bir sağlam karakter vardır. Kadınla erkek arası seslerin pek bollaştığı günümüzde Sabite ile birlikte Mefharet ceylân sesleriyle ruhlarımıza kadın seslerinin en hakim ve sağlam olanlarını doldurmaktadırlar. O, her yeni batutaya girerken adeta gönül iklimlerinden yeni bir hız alır.

Bir önceki batutanın sonlarında bütün mahzunluğunu içimize yayan sesi, yeni mezürle birlikte ceylânlar gibi şahlanır ve perde perde yükselen nağmeleri, en hisli helezonlar çizerek ortalığa yayılır. Şimdi inkisar eden, hüznünü anlatarak sakinleşen şimdi ise derin hicranlarla isyan eden ses!..

İşte onun sanatının karakteri budur. İzmirimiz kendisini konserlerde üç gün daha derin bir vecd içinde dinleyecektir.


Şardağ, R. (1953, Mayıs 11). İzahlı Radyo Programları ve Güfteleri / Ceylân sesli san’atkâr: Mefharet Yıldırım. Ege Ekspres Gazetesi, s. 4.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın